TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ve siyasi partilerin temsilcileri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı. TBMM Genel Kurulu'nda, anayasa değişikliği teklifinin birinci maddesine 347 kabul, 132 ret oyu verildi. İkinci maddesine ise 343 kabul, 133 ret oyu verildi.

10 Ocak 2017 Salı

TBMM Genel Kurulu'nda TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ve siyasi partilerin temsilcileri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Aydın başkanlığında toplandı.

Aydın, Başkanlık Divanı olarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladıklarını belirterek, "Gazetecilik mesleğinin çok daha ileri noktada olmasının ülkemizin, milletimizin geleceği açısından da son derece önemli olduğunu düşünüyorum." dedi.

Gazetecilik mesleğinin ne kadar önemli olduğunu özellikle 15 Temmuz'da bir kez daha Mecliste hep birlikte müşahede ettiklerini vurgulayan Aydın, "Bu parlamento, darbe gecesi hain alçaklar tarafından F-16'larla bombalanırken, en yakınımızda yine buradaki gazeteci arkadaşlarımız vardı. Meclis dışında pek çok basın yayın kuruluşu, darbeye karşı milli iradenin yanında bir duruş sergiledi." ifadesini kullandı.

Genel Kurulda siyasi partileri temsilcileri de söz alarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, gazetecilerin toplumların itici gücü; basının, demokrasinin temel taşlarından birisi, düşünce ve haber alma özgürlüğünün en etkili aracı olduğunu söyledi. Usta, özellikle yerel basının önemli düzeydeki sorunlarının giderilmesi gerektiğini bildirdi.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü, "halen çalışabilen gazeteciler günü" olarak anabildiklerini anlattı.

CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Atila Sertel ise çalışan gazetecilerin gününü kutladığını belirterek, "Gazetecilik özgürlük demektir. Düşüncesini özgürce ifade edebilmek, basın ve ifade özgürlüğünün bir ülkede var olması demektir. Ne yazık ki bu da ülkemizde yok." değerlendirmesini yaptı.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, basın-yayın mesleğinin demokratik toplumların olmazsa olmaz unsurlarından birisi olduğunu bildirdi. Bostancı, "Medya, aracı demektir. Halkla siyaset kurumu arasında, güç merkezleri arasında iletişimi sağlayan ve halkın çıkarlarını temsil eden insanlar anlamına gelir." diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, basın mensuplarının haklarının korunması, çalışma şartlarının günün ihtiyaçlarına göre güncelleştirilmesi ve iyileştirilmesinin oldukça önemli olduğunu ifade etti.

Basın-yayın organları ve gazetecilik mesleğinin toplumun her alanı için gerekli olduğunu ve 15 Temmuz'un bunun en değerli örneklerinden birisi olduğunu vurgulayan Kaynarca, "Darbe kalkışmasının yaşandığı saatlerde hangi görüşte olursa olsun Türk basını, demokrasisine sahip çıkıp, her türlü tehdide karşı tek yürek olmayı başarmış ve darbecilere karşı yayınlarını sürdürmeye devam ederek, halka demokrasi direnişinde cesaret vermiştir." dedi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, Diyarbakır Suriçi koruma amaçlı imar planı değişikliği, CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya ise 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla birer gündem dışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin basın özgürlüğünü engelleyen faktörlerin tespit edilmesi ve ortadan kaldırılmasıyla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için basın özgürlüğün engelleyen faktörlerin tespit edilmesi ve ortadan kaldırılmasıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.

Öneri üzerine CHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Türkiye'de çalışan gazetecilerin işsiz gazetecilerden daha az olduğu bir ortamın bulunduğunu belirterek, "Dünyada tek adam rejimleri çöker. Hep böyle olmuştur. Türkiye'de de böyle bir şeye heveslenilirse o çökecek. Çevremizdeki coğrafyalara tarihsel olarak bakın." diye konuştu.

Balbay, konuşmasına şöyle devam etti:

"Mecliste şu anda, bugün görüşmekte olduğumuz anayasa değişiklikleri ne yazık ki aklıma dün Sayın cin Ali Yıldırım'ın, pardon, Binali, bir Ali, Binali Yıldırım'ın, kendisi 'Bir Ali bin Ali' dedi de oradan söylüyorum."

Mustafa Balbay'ın bu ifadeleri üzerine, AK Parti milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak, tepki gösterdi.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da Balbay'dan sözlerini düzeltmesini istedi.

Balbay da Başkanvekili Aydın'ın iki gündür AK Parti'nin Meclis Başkanvekili gibi her konuda bir yorum yaptığını ileri sürdü.

Tartışmanın uzaması üzerine Başkanvekili Aydın birleşime ara verdi. Verilen arada da AK Parti ve CHP milletvekilleri birbirlerinin üzerine yürüdü.

Aranın ardından yerinden söz talebinde bulunan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, biraz önce Genel Kurulda kamuoyunda da hoş karşılanmayacak bir tablonun yaşandığını belirterek, "Hatipimizin de kastı asla ve asla Sayın başbakanımıza hakaret değildir." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Altay'ın yaklaşımını son derece doğru ve Mecliste olması gereken bir yaklaşım olarak gördüğünü bildirdi.

TBMM Başkanvekili Aydın da eleştiri yaparken kimsenin, Mecliste bulunsun ya da bulunmasın hiçbir kimseye hakaret, tahkim, mahkum, itham etme gibi bir hakkının olamayacağını belirtti.

Konuşmasına devam eden Mustafa Balbay, kesinlikle bir hakaret kastının olmadığını ifade etti.

CHP'nin grup önerisi hakkında söz alan MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, yerel basının, basının kılcal damarı olduğunu vurgulayarak, "Gazetecilik kimliği adı altında yapılan birtakım faaliyetleri, gazetecilik kimliğini kullanarak istismar etmemek lazım. Gazetecilik gibi bir kavramı adeta gazete sayfalarını üzerine örter gibi başka niyetlerin üzerine örterek- yol almamak gerekiyor." diye konuştu.

HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat ise dünyanın her yerinde ve Türkiye'de yazan, çizen, konuşan gazetecilerden iktidarların mutlak suretle rahatsız olduğunu kaydetti.

AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, tüm basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü tebrik etti. Çelik, 15 Temmuz gecesi FETÖ tarafından gerçekleştirilen ve demokrasiyi hedef alan hain darbe teşebbüsünde basının oynadığı rolün, basının demokrasinin en büyük güvencelerinden bir tanesi olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Çelik, "Türkiye'de basın özgürdür. Basın özgürlüğünden neyi anladığımız da bu açıdan çok çok önemlidir. Basın özgürlüğü, eskiden olduğu gibi medya gücünü elinde bulunduranların, milletin seçtiği hükümetleri devirip yerine istediğini getirmek için eleştiri sınırlarını aşan, her türlü hakaret, yalan, iftira, teröre desteği mübah görmekse bunun bugünkü Türkiye'de artık olamayacağını herkesin bilmesi lazımdır." diye konuştu.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, gündeme geçilmeden önce, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun Anayasa Mahkemesinin kadın üyelerine ilişkin verdiği yasa teklifinin İçtüzük uyarınca doğrudan gündeme alınma önergesi ele alındı.

Önerge hakkında söz alan Tanrıkulu, Anayasa Mahkemesinde şu anda kadın üyenin bulunmadığını belirterek, sekiz üyenin cinsiyet eşitliğine uygun bir şekilde kadınlardan olmasını teklif ettiğini belirtti.

Teklifin doğrudan gündeme alınması reddedildi.

Daha sonra, anayasa değişiklik teklifinin 1. turunda birinci maddenin görüşmelerine başlandı.

Teklifin birinci maddesi üzerinde ilk sözü, Anayasa Komisyonu adına Komisyon Başkanvekili ve AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek aldı.

Birinci maddenin görüşmesi öncesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Genel Kurul Salonuna geldi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin birinci maddesine göre, Anayasa'nın "yargı yetkisi" başlığında değişikliğe gidilecek.

Buna göre, yargı yetkisinin, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağına dair hüküm, "bağımsız ve tarafsız" mahkemelerce kullanılacağı şeklinde değişecek.

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, görüşmeler öncesinde yerinden söz alarak teklifin maddelerine geçilmesine ilişkin oylamada "gizli oylama" kuralına uyulmadığını savundu.

Bir milletvekilinin oyunu belli ettiği bir fotoğrafın bugün birçok basın organında yer aldığını ifade eden ve fotoğrafı milletvekillerine gösteren Altay, bunun parlamentonun itibarı açısından incitici bir durum olduğunu söyledi.

Altay, gizli oylamaya ilişkin anlayışın ortaya konulması için partilerin grup başkanlarına söz verilmesini talep etti.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da çalışmaların İçtüzük'e göre yapıldığını, gizli oylamanın da bunun bir gereği olduğunu vurgulayarak, tüm milletvekillerinin bu kurallara uymaya özen göstermesini istedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de yerinden söz alarak teklifin referanduma gitmesinin söz konusu olabileceğini hatırlatarak, Ankara Valiliğinin aldığı 30 gün boyunca açık alanlarda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasını yasaklayan kararına işaret etti.

Bu kararın gerekçesinde terör eylemlerine karşı önlemin yer aldığını belirten Gök, böyle bir durum söz konusuysa nasıl bir referandum sürecine gidileceğini sordu, hükümetten açıklama yapmasını istedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, söz alarak Ankara Valisinin aldığı kararın terörle mücadele kapsamında olduğunu, referanduma gidilmesi halinde muhalefetin kampanyasını en sağlıklı şekilde yapma koşullarının sağlanacağını belirtti.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de yerinden söz alarak, demokrasilerde gösteri ve toplantı yürüyüşlerinin bir hak olduğunu vurgulayarak, yasakçı mantıklarla bir yere varılamayacağını söyledi.

Başbakan Binali Yıldırım, birinci maddenin görüşmeleri sırasında Genel Kurul'a geldi.

Anayasa Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, birinci madde üzerinde komisyon adına söz aldı.

Petek, yargının tarafsızlığının bağımsızlık kadar önemli olduğuna işaret ederek, anayasada buna ilişkin bir düzenlemenin yer almasının gerekliliğini vurguladı.

Hakimlerin hiçbir davaya ön yargı ile bakmamasının, insana sadece insan olduğu için değer vererek, doğuştan gelen hakların hukuk içinde korunmasına göre hareket etmesine değinen Petek, değişikliğin önemli bir açığı gidereceğini belirtti.

HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan da birinci madde üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, cumhuriyetin büyüklüklerinden birinin sıradan Anadolu çocuklarının cumhurbaşkanı, başbakan olmasına imkan vermesi olduğunu kaydetti.

Anayasa değişikliklerinin çok hassas ele alınması ve dikkatle yapılması gerektiğini vurgulayan Doğan, "Getirilecek her anayasa değişikliğinde hassasiyet gösterilecek konu, bu cumhuriyetin daha derinleştirilmesi konusudur. Umarım Sayın Binali Yıldırım son başbakan olmaz." ifadelerini kullandı.

Partisinin 7 Haziran seçimlerinden sonra zulme ve siyasi saldırılara uğradığını ileri süren Doğan, "HDP'yi dışladınız, üç siyasi partiyle Türkiye'deki birlik ve beraberliği tesis etme inancıyla Yenikapı ruhuna gittiniz. Yenikapı ruhu çok sürmedi. Çok sürmemesindeki gerçek şuydu, Yenikapı ruhu Türkiye'nin tümünü kucaklayan bir anlayış değildi. Kalabalıkların fazla olması onun içeriğinin Türkiye'yi kapsadığı anlamına gelmez." diye konuştu.

Merkez medyanın HDP'ye yönelik bir ambargo uyguladığını da iddia eden Doğan, maksatlı şekilde terörle yan yana gösterilmeye çalışıldıklarını ifade etti.

HDP'nin eş genel başkanlarının, bazı milletvekili ve parti yöneticilerinin tutuklu olduğunu anımsatan Doğan, arkadaşlarının da diğer milletvekilleriyle aynı haklara sahip olmalarına rağmen, hukuksuz şekilde tutuklandıklarını ve yasama faaliyetlerine katılamadıklarını belirtti.

Bütün yetkilerin merkeze toplandığı bir sistemde demokrasiden söz edilemeyeceğini anlatan Doğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"6 milyon oy almış siyasi partinin insanlarını demokratik mücadele alanından silmek için ne gerekiyorsa yapılmaya çalışılıyor. HDP Türkiye için bir şanstır. Demokratik yönetim şanstır. Bu şansı, doğru kullandırma konusunda elinizden geleni yapacağınıza inanıyorum. Bu anayasa demokrasi getirmiyor. Çare şudur, daha barışa son kullanma tarihi getirilmedi. Bütün bu yaptıklarına rağmen barıştan ve demokrasiden vazgeçmeyeceğiz. Demokrasinin güçlenmesi konusundaki inancımıza sığmayan bu anayasa değişikliğine de oy vermeyi düşünmediğimi belirtmek istiyorum."

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da grubuna adına konuşmasında, Türkiye'nin beka düzeyinde risk ve tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu bildirdi.

Türk milletinin bağımsızlığını ve kardeşliğini bozmaya çalışanlara yönelik kararlı mücadalesine sürdüreceğini belirten Kalaycı, şunları söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin beka mücadelesi verdiği bu günlerde ülke yönetiminin, yasalara ve anayasaya uygun olmaması geleceğimiz açısından çok mahsurlu, çok tehlikelidir. MHP olarak hükümet sistemi üzerindeki tartışmaların son bulmasını, fiili durumun sonlandırılarak devlet ve toplum hayatını tesiri altına alan hukuksuzluğun ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Milletimizin ağrıyan başına şifa olalım istiyoruz. Ve yaklaşan tehlikeleri hissedip, şimdiden öngörüyoruz. 15 Temmuz'dan sonra bambaşka bir Türkiye vardır. Ağa girdikten sonra aklı başına gelen balık gibi olmayalım. İş işten geçtikten sonra ah vah etmeyelim. Bugünden Türkiye'nin önünü açalım. Bizim anayasaya bakışımızda herhangi bir değişiklik yoktur. Dün ne söylediysek bugün de aynı çizgideyiz."

Kalaycı'nın ardından CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan grubu adına söz aldı.

Tezcan'ın konuşması sırasında AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım da Genel Kurul Salonu'na geldi. Tezcan, Başbakan Yıldırım'ı "Hoşgeldiniz Sayın Başbakan" diyerek, karşıladı.

Başbakan Yıldırım, kendisine ayrılan bölüm yerine, arka sıralarda yer alan milletvekilleriyle oturdu.

Daha sonra anayasa değişiklik teklifinin 1. turunda birinci maddenin gizli oylamasına geçildi.

Oylama öncesinde ise birinci maddeye ilişkin önerge işlemleri yapıldı.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, partisinin anayasaya aykırılık önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, teklifin referanduma gitmesi halinde halkın oylarıyla reddedileceğini savundu.

Teklifin birinci maddesinin yargının bağımsız ve tarafsızlığına ilişkin olduğunu belirten Akar, ülkenin getirildiği noktada bağımsız ve tarafsız yargıdan söz edilemeyeceğini bildirdi.

HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan ise önerge üzerindeki konuşmasında, anayasa değişikliği teklifinin halktan gelmediğini ve halkın sorunlarına çözüm olamayacağını kaydetti.

Türkiye'de yargıya güvenin çok gerilediğini ileri süren Ertan, böyle bir ortamda anayasa değişikliği yapmanın yanlış olduğunu savundu.

CHP ve HDP'nin önergeleri görüşmelerinin ardından reddedildi.

Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, maddenin görüşmelerinin tamamlandığını, gizli oylamaya geçileceğini belirterek, milletvekillerine salonda karışıklık yaşanmaması ve herkesin yerini muhafaza etmesi konusunda uyarıda bulundu.

Oylama öncesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Genel Kurul Salonu'na geldi.

Daha sonra anayasa değişiklik teklifinin 1. turunda birinci maddenin gizli oylamasına geçildi.

Genel Kurul'da, AK Parti'nin anayasa değişiklik teklifinin 1. turunda birinci madde üzerindeki görüşmelerde konuşan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, anayasa değişiklik teklifinin 1. maddesini görüştüklerini ve madde ile mevcut anayasanın 9. maddesinde değişiklik yapıldığını söyledi.

Tezcan, "Sistem partili cumhurbaşkanlığı üzerine kurulmuş. Yani bir siyasi partinin genel başkanı bütün yüksek yargıyı tayin edecek. Bir siyasi partinin genel başkanı elindeki bu mekanizma vasıtasıyla illerde, ilçelerde, asliye hukuk, asliye ceza mahkemelerini, sulh ceza hakimlerini, tutuklayan, tahliye eden hakimleri, savcıları belirleyecek. Bu nasıl bir hırstır. Buradan kimseye hayır çıkmaz. Buradan milletin geleceği için şer çıkar." görüşünü savundu.

Hiçbir makam ve mevkinin kalıcı olmadını belirten Tezcan, şöyle devam etti:

"Bugün bu makamlar sizde olabilir ama yarın bir başkasının elinde olur. Ve şöyle bakın, düşünün: Benim oy vermediğim ya da zerre kadar gönül bağım olmayan bir siyasi partinin genel başkanı, hakimleri, savcıları, mahkemeleri, Anayasa Mahkemesini belirleyecek. Böyle bir ülkede yaşamak ister misiniz? Böyle bir ülkede yaşamak isteyen bir tane sağduyu vatandaşımız olabilir mi?

Sayın Adalet Bakanı dünkü konuşmasında çıktı 'Atatürk dönemine dönüyoruz' dedi. Atatürk'ün ayağının tozunu öpün. Atatürk'ün ayağının tozunu öpün. Atatürk bu memleketi bir felaketin eşiğinden aldı. Tek parti bir zaruretti, bir keyfiyet değildi ve mecburen demokrasiye yöneltti. Siz şimdi demokrasiden mutlakiyete gitmenin çaresini arıyorsunuz. Kurtulun bu ihtirastan." diye konuştu.

Sataşma olduğu gerekçesiye söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, anayasa değişikliğinde teklif sahibi olduğunu, teklifin akıl ve ilimle hazırlanmış bir anayasa teklifi olduğunu burada hırs, ihtiras gibi bir mantık göremediğini söyledi.

Getirilen sistemde cumhurbaşkanının ve milletvekilinin halk tarafından seçildiğini belirten Muş, "Halkın seçmiş olduğu cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin yüksek yargı mensuplarını belirlemesi bir ihtiras meselesi oluyor. Millete dayanan bir meşruiyet var ortada. Millet yetkilendirdiği cumhurbaşkanı ve milletvekilleri eliyle bu yetkisini kullanmış olacak." diye konuştu.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ise Gaziantep'teki çatışmada yaralanan polise Allah'tan şifa dilerken, polisin ameliyattan çıktığını, durumunun iyi olduğunu söyledi. 1982 Anayasası'nın Cumhurbaşkanlığı makamını, siyasetin karşısında bir güç olarak inşa ettiğini ve alabildiğince geniş yetkilerle donattığını anlatan Gül, bu geniş yetkiler olmasına rağmen cumhurbaşkanının siyasi, cezai ve hukuki sorumluluğunun da düzenlenmediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı ve başbakan arasında yaşanan gerilimlerin Türk siyasi tarihinde sayısız örneklerle dolu olduğunu dile getiren Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şu anda sistemin işliyor olması, AK Parti'nin kurucu genel başkanının cumhurbaşkanı olması, AK Parti Genel Başkanının başbakan olmasıdır. Ama bizim getirdiğimiz öneri kişilerden bağımsız olarak sistemin kendi içerisinde kontrol ve dengesini sağlanması, kişilerden azade olarak sistemin Türkiye'de bir yürütme krizi oluşturmamasına yönelik çok tarihi bir anayasa değişikliğiyle bugün çok değerli milletvekillerinin huzurunda ve milletimizin inşallah iradesine sunulacaktır.

Türkiye'deki hükümet krizleri esasen Türkiye'nin bekasına, milletimizin birliğine ve beraberliğine kasteden birtakım süreçlerinde tetikçisi olmuştur. Hükümet krizlerinin tamamıyla ortadan kaldırılmasına yönelik bir öneri vardır. Bu önerimiz kuvvetler ayrılığını esas almaktadır. Halk iradesine dayanmaktadır."

Gül, krizleri önleyen, hukuk devletini güçlendiren bir sistem öngördüklerini vurguladı.

Şahsı adına konuşan AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, anayasa değişiklik teklifiyle, yargıya ilişkin bağımsızlık ibaresinin yanına tarafsız ibaresinin eklendiğini ve böylece yargı bağımsızlığının tarafsızlığı da içerdiğinin vurgulandığını söyledi.

Köse, "Bu sistemle birlikte diktatörlük getireceksiniz. Seçtiğiniz cumhurbaşkanı diktatör olacak" denildiğini aktararak "Korkmayın, biz bir Almanya, İtalya, Suriye, Irak değiliz. Bu coğrafyadan, bu milletin bağrından tarih boyunca diktatör çıkmamıştır, çıkmaz. Hele hele arkasında milletin hayır duası, yüreğinde Allah korkusu olan Recep Tayyip Erdoğan'dan asla ve kata diktatör olmaz." ifadesini kullandı.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.