TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, anayasa değişikliği teklifinin üçüncü maddesine 341 kabul, 139 ret oyu, dördüncü maddesine 343 kabul, 139 ret oyu ve beşinci maddesine de 343 kabul, 7 ret oyu verildi.

11 Ocak 2017 Çarşamba

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Mersin'de yaşanan sel felaketi ve seçim bölgesinin sorunları, CHP Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara, milli birlik ve beraberliğinin önemi, AK Parti Trabzon Milletvekili Adnan Günnar da Trabzon'da 7 Ocak'ta meydana gelen orman yangını hakkında gündem dışı birer konuşma yaptı.

MHP'li Şimşek'in sözlerine hükümet adına cevap veren Eroğlu, Mersin'de kuvvetli yağış olduğunu, 24 saatte metrekareye 155 kilo yağış düştüğünü ve 50 bin dekarlık bir alanın su altında kaldığını anımsatarak, şehir içindeki su baskınlarının geçmiş yıllarda üzeri kapatılan derelerden kaynaklandığını, Devlet Su İşlerinin (DSİ) belediyeleri ikazına rağmen bu derelerin üzerinin açılmadığını söyledi.

Mersin'deki taşkınlar sonrasında DSİ'nin bölgedeki bütün ekipleriyle müdahalede bulunduğunu ve suları tahliye için 23 pompanın 24 saat çalıştırılarak, tarım alanlarındaki suların tahliye etmeye devam ettiğini anlatan Eroğlu, suların bu arazilerden tamamen tahliye edilerek, ekime hazır hale getirileceğini, bugüne kadar da 35 bin dekar arazinin kurtarıldığını belirtti.

Eroğlu, "Mersin'i unutmuyoruz. Mersin'de felaket olunca değerli Bakanımız Lütfi Elvan hemen bölgeye gitti, kriz merkezi kuruldu, bende buradan yaşananları yakından takip ettim. DSİ'nin, Kara Yollarının ekipleri oradaydı. Mersin'e sadece biz Bakanlık olarak 14 yılda 5 milyar 375 milyon lira yatırım yaptık, suyunu biz getirdik, isale hattını biz yaptık. Şu ana kadar 5 baraj, 6 gölet inşa ettik. 89 bin 600 dekar araziyi sulamaya açtık, 61 dereyi ıslah ettik." dedi.

Şehir içindeki derelerin ıslahının da büyükşehir belediyelerinin mesuliyetinde olduğunu vurgulayan Eroğlu, belediyelere şehir içindeki derelerin ıslahını yapmayı teklif ettiklerini, bu derelerin ıslahını da yapmaya hazır olduklarını söyledi.

Bakan Eroğlu, "Pamukluk Barajı şu anda yüzde 85'te, yüzde 15 kaldı, 2017'nin sonuna kadar bitirmek için elimizden gelen gayreti sarf edeceğiz. Eskiden bir gölet 22 yılda bitiyordu. Ben Pamukluk Barajı'nın temelini attım, bitiş tarihini verdim. Yıllardır beklenen barajı rekor bir sürede yapacağız." diye konuştu.

Mersin ve çevresindeki 10 barajın inşasının hızla devam ettiğini belirten Eroğlu, "Bu barajların bir kısmını 2017 sonunda, bir kısmını da 2018 yılının sonunda tamamlayacağız. Anamur ovasındaki çalışmalar hızla devam ediyor. Mersin'deki çalışmaları biz yaptık, eksiklikleri tamamlamak bizim boynumuzun borcudur." ifadesini kullandı.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da Mersin'de selden zarar gören insanların büyük çoğunlukla şehir dışında yaşadığını belirterek, çiftçilerin zararlarının karşılanmadığını, bunlara yardım eli uzatılmadığını, Mersin'in afet bölgesi ilan edilmediğini söyledi. Atıcı, taşkınların dere yatağındaki yapılaşmadan kaynaklandığı iddiasına ilişkin de "O dere yatağına inşaat yapılırken hükümet neredeydi? Belediyeler başına buyruk değildir. Sizin göreviniz çiftçiye yardım etmektir." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da dün İdareciler Günü olduğunu hatırlatarak, idarecilerin cemaatlere, tarikatlara, lobi ve localara aidiyet içinde değil devlete, hukuka, anayasa ve kanunlara bağlılık içinde olması gerektiğini söyledi. Kurumlardaki yozlaşmanın ancak devlete, hukuka bağlılıkla önleneceğini belirten Akçay, bütün idarecileri kutladı.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da olağanüstü hal uygulamasının bir tedbir olarak değil, rejim gibi uygulandığını öne sürerek, OHAL'in telafisi mümkün olmayan tahribatlara neden olduğunu savundu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutlayarak, tutuklu gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Bizim dönemimizde yanan hiçbir alan başka bir alan için tahsis edilmemiştir, tekrar ağaçlandırılmıştır." dedi.

Eroğlu, TBMM Genel Kurulunda, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in Trabzon Çamburnu'ndaki orman yangınını hatırlatarak, yanan ormanlara binalar dikildiğini ileri sürmesi üzerine söz aldı.

Trabzon'daki yangının örtü yangını olduğunu belirten Eroğlu, orman yangınında boylu ağaçların zarar görmediği bildirdi. Yangının bölgeye gelen piknikçilerin yaktığı ateş nedeniyle çıktığını vurgulayan Eroğlu, olaya anında müdahale edildiğini ve yangının saat 05.00 sıralarında söndürüldüğünü ifade etti.

Bakan Eroğlu, dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye'de orman varlığının arttığına işaret etti.

CHP Milletvekili Şeker'in yanan orman alanının turizm alanına tahsis edildiğini gösteren fotoğrafa değinen Eroğlu, "1987 yılında zamanın hükümet ve bakanlar kurulu tarafından turizm alanı olarak ilan edilmiştir. Bizim dönemimizle ilgili değildir. Onu bize yüklemeyin. Bizim dönemimizde yanan hiçbir alan başka bir alan için tahsis edilmemiştir, tekrar ağaçlandırılmıştır. Dolayısıyla algı operasyonunu yanlış yapmayın." diye konuştu.

Milletvekillerinden halkı doğru bilgilendirmelerini isteyen Eroğlu, daha sonra CHP grubuna giderek, cep telefonundan söz konusu alanlarla ilgili fotoğrafları gösterdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, ekonomik krizle ilgili Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

Öneri üzerinde konuşan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Türkiye'de yaşanan gelişmeler nedeniyle ülkeye yatırımcı gelmediğini, mevcut yatırımcıların da yurtdışına gittiğini ileri sürdü.

Ülkede bir ekonomik kriz yaşandığını belirten Yıldırım, "Dolar karşısında Türk Lirasının değer kaybetme hızına yetişemiyoruz. Bugün yüzde 3 daha artış gösterdi. Avro 4 lirayı geçti, dolar ise 3,80 liraya vardı. Bu krizin adını doğru koymamız gerekiyor." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Türk lirasının son dönemde yüzde 31 değer kaybettiğini belirterek, "(Bu, küresel bir sorundur) deyip bu sorunu geçiştiremeyiz." ifadesini kullandı.

Böyle durumlarda ilk yapılması gerekenin, ülkede kurumlara güveni tesis etmek olduğunu vurgulayan Usta, yatırımcının kurumlara, devlete güveninin sıfır olduğunu, güven olmayınca da para gelmediğini bildirdi.

Erhan Usta, soruna hep yanlış teşhisler konulduğunu iddia ederek, "Türkiye, bir iki ay içinde çift basamaklı enflasyonu görecek. Bu da bankaları, kurumları vuracak. Felaket tellalığı yapmayalım ama maalesef durum bu." görüşünü aktardı.

Merkez Bankası'nın itibarının çok yıpratıldığını, güvenilirliğinin olmadığını belirten Usta, temel sorun olan yönetim sorununun gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

CHP İzmir Milletvekili Atilla Sert de "Zor günlerden geçiyoruz, insanların morali bozuk, 'gülen insanların neredeyse yargılandığı' bir ülke haline geldik. Bunun bir çok sebebi var ama esas sebep ekonomideki bozukluk." dedi.

Milletin, ekonomik olarak zor durumda olduğuna değinen Sertel, "Sefa ve güzel bir yaşam içerisinde olanlar halkın durumundan anlamayabilirler. Tek adama değil, halka dönün kulaklarınızı, o zaman milletin vekili olursunuz." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca ise bugün anayasa teklifinin görüşmelerine devam edileceğini ve bu nedenle de gündemin belli olduğunu kaydetti.

TBMM Genel Kurulu'nda CHP Grubu'nun, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na Artvin'de terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıyla ilgili Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için Kılıçdaroğlu'na Şavşat-Ardanuç karayolunda terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.

Öneri üzerinde grubu adına konuşan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, saldırının aydınlatılmamasında bir dizi ihmaller olduğunu öne sürerek, "Saldırıdan sonra bir kınama bombardımanıyla karşı karşıya kaldık. Öyle bir kınama yapıldı ki PKK da kınadı bu sadırıyı. PKK 'ben yaptım ama Kılıçdaroğlu'na yapmadım' dedi." diye konuştu.

Bayraktutan, terör saldırıları sonrasında getirilen yayın yasaklarını da eleştirdi.

Son 1,5 yılda terör olaylarında verilen şehit sayısının Kıbrıs Barış Harekatı ve Kore Savaşı'nda verilen şehit sayısından çok olduğunu ifade eden Bayraktutan, hükümetin terör örgütü PKK ile mücadelede zafiyet içinde olduğunu, geçen yıllarda teröristlerin cesaretlendirildiğini savundu.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Artvin halkının terör konusunda duyarlı ve bilinçli hareket ettiğini belirterek, demokrasinin yaşatılması için güvenlik meselesinin kökten çözülmesi gerektiğini, MHP olarak da teröristlerle acımasızca mücadele edilmesini savunduklarını kaydetti.

MHP'li Erdoğan, hükümet yetkililerinin seyahatlerinde, ziyaretlerinde her türlü tedbiri alan güvenlik güçlerinin aynı hassasiyeti muhalefet yetkilileri için de göstermesi gerektiğini vurgulayarak, son günlerde muhalefet liderlerine yönelik suikast iddialarının önünü almanın da hükümetin görevi olduğunu bildirdi.

Terör örgütleri PKK ile DHKP-C'nin yeniden ortak eğitim ve eylem kararı aldığının değerlendirildiğini, bu doğrultuda Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırıda PKK'nın DHKP-C'nin desteğini alıp almadığının ortaya çıkartılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, FETÖ nedeniyle zafiyete uğrayan istihbarat yapılanmasının da en kısa zamanda günün şartlarına uygun olarak yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir de kimden kime yöneltilirse yöneltilsin bir siyasi partinin liderine yönelik suikast girişimini grubu ve temsil ettiği camia adına kınadığını, lanetlediğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırının ilk ve son saldırı olmadığını anlatan Baydemir, "O konvoyda Sayın Kılıçdaroğlu'nun olması ile Sayın Demirtaş'ın, Sayın Yüksekdağ'ın, Sayın Bahçeli, Sayın Binali Yıldırım, Sayın Davutoğlu'nun olması arasında hiçbir fark yoktur. Bu saldırı sadece bir siyasi partiye değil, legal demokratik siyasete yöneliktir." dedi.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can da Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırıyı ilk gün de bugün de kınadıklarını belirtti. Can, "Bu sadece CHP Genel Başkanı'na yapılmış bir suikast girişiminden ziyade demokrasiye, hukukun üstünlüğüne yapılmış bir suikast girişimidir. Hiçbir eylem faili meçhul kalmamalıdır, bu manada siyaset kurumu olarak her şeyi yapmaya hazırız." diye konuştu.

İktidarın, muhalafet partilerinin güvenliği için üzerine düşen görevi en iyi şekilde yaptığını ifade eden Can, Kılıçdaroğlu'na yönelik suikast iddiaları üzerine Başbakan Binali Yıldırım'ın Kılıçdaroğlu'nu aradığını ve zırhlı araç tahsisinin yapıldığını aktardı.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, daha sonra Anayasa değişiklik teklifinin 1. turunda, 3. maddenin görüşülmesine başlandı.

Maddeye göre, milletvekili seçilebilme yaşı 25'ten 18'e indirilecek. "Askerlikle ilişiği olanların" milletvekili adaylığına başvuramaması da öngörülüyor.

Maddenin görüşülmesine başlanmadan önce Genel Kurulda, dün maddelerin sonuç tutanağına imza atıp atmama konusunda usul tartışması yaşandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, yaptığı konuşmada, TBMM İçtüzüğünün 16. maddesinde TBMM katip üyelerinin görevlerinin yazılı olduğunu söyledi.

Maddenin 6. fıkrasında, "seçimlerin düzen ve dürüstlük içinde geçmesini denetlemek" görevinin yazılı olduğunu belirten Elitaş, "Biz kanun görüşmesinde oylama yapıyoruz, seçim yapmıyoruz." dedi.

Elitaş, Başkanlık Divanında görevli katip üyelerin sadece okuma yaptıklarını ifade ederek, "Oylama sayımına girdiği anda bütün Divan Katip Üyeleri görevlidir. İdare Amirlerine de başkanın çağrısı üzerine görev verilmiştir. Divan Katipi, 'Ben buna imza atmıyorum' diyorsa görevini istismar ediyor demektir. Meclis Başkanlığının derhal imzadan imtina eden Katip Üyeyi görevden alması gerekir, ona Divanda görev vermemesi gerekir." diye konuştu.

TBMM Katip Üyesi, CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, milletvekili ve Başkanlık Divanı üyesi olduğunu, süs bitkisi olarak Divana oturtulmadıklarını söyledi.

Oylamaların düzgün ve sistemli olarak yapılması için önce Komisyon ve Bakanlar Kurulu sıralarında görev yaptıklarını belirten Hakverdi, "Madem sadece pulları saymakla yetkiliyiz, o zaman oralara neden oturuyoruz? Oradaki düzeni sağladıktan sonra Divan üyeleri ile beraber, oylamanın sonucunu tespit ediyoruz ve tutanağı imzalayan sadece kürsüde oturan iki Divan üyesi oluyor." dedi.

Hakverdi, dünkü Başkanlık Divanı imza tutanağının az önce geldiğini belirterek, şunları belirtti:

"Tutanakta MHP'li Divan Üyesi yok. Çünkü, MHP Divan üyesi burada oturmuyordu. Orada imzaya yetkili Divan Üyesi ben idim. Birleşimi yöneten başkana, 'açık oylama yapıldı, ben bunu tespit edeceğim, tutanağı imzalarken bu şerhi düşeceğim' dedim. Başkan da 'Genel Kurul kararı var, imzanın altına şerh veremezsin' dedi. Ben de 'benim imzam namustur, benim namusumdur, ben oraya şerh veririm.' dedim. Başkan da 'tamam gerginliği artırmayalım, imzadan imtina ettiğini yazalım, siz ayrıca şerh verin.' dedi. Bu hususta anlaştık başkanla ama sözünü tutmadı, hile yaptı. Benim haberim olmadan MHP'li Divan Üyesini getirdi, imzalattı. Şimdiden bu hileyi yapıyorsanız, bu rejim değişikliğini geçirdikten sonra muhalefetin hali nice olur."

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, kimsenin Başkanlık Divanına hakaret edemeyeceğini söyledi.

TBMM Katip Üyesi, MHP Sakarya Milletvekili Zihni Açba, "Genel Kurul salonunda hiç kimsenin hiç kimseyi getirtmek gibi bir hakkı, yetkisi ve gücü olamaz, hele hele Zihni Açba'yı getirtecek kimse olamaz." diyerek tartışmaya katıldı.

Açba, isminin yazılı olduğu dünkü Genel Kurul tutanağını, Divanda görevli bir bürokratın "Divan kararıdır." deyip kendisine getirdiğini belirterek, "Üzerinde isminin yazılı olduğu bir kağıda imza atamayacaksam hangi kağıda imza atacağım? O kadar güvenemeyeceksem, hangi kağıda güveneceğim? Dünkü hadisenin, şahsımla ve grubumuzla herhangi bir alakası yoktur." diye konuştu.

Hakverdi'nin yerinden konuşarak söz istemesi üzerine TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, "Sayın Hakverdi, elini vicdanına koy. Dün, 'kendimi partimin baskısı altında hissediyorum. Partim beni zorluyor. Ben şerh mi atayım, imzadan mı imtina edeyim?' dediniz mi, demediniz mi? " diyerek, Hakverdi'ye tepkisini ortaya koydu.

Başkanvekili Aydın, Hakverdi ayağa kalkıp konuşunca, "Otur yerine." dedi.

CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak bu söze tepki gösterdi.

Genel Kurulu, TBMM Başkanvekilinin yönettiğini belirten Aydın, "Burada, Meclis Başkanvekili söz vermeden ne şerh atabilirsin ne de konuşma hakkın var. Herkes hakkını ve hukukunu bilecek. Ben bunlara girmeyecektim ama haddinizi de aşarak hakaretvari bir şekilde Meclis Başkanvekilini tahkim ettiniz, bunu yapmayacaktınız. Bundan sonra da bu İçtüzük ne derse onu uygulayacağım." sözlerini sarfetti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Elitaş'ın bu görüşmelerin gergin geçmesi için elinden geleni yaptığını öne sürdü.

Ahmet Aydın'ın bir milletvekiline "Otur yerine." deme hakkının olmadığını, "Lütfen yerinize oturun." demesi gerektiğini ifade eden Altay, "Dün akşam yaptığınız iş hilenin de ötesinde evrakta sahtekarlık. Orada Zihni Bey yokken, Ali Haydar Hakverdi'nin atması gereken imzayı ona attırdınız." dedi.

CHP Milletvekilleri, AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş'ın, "Susturun şunu." sözlerine de tepki göstererek sıra kapaklarına vurdu.

Ahmet Aydın, Engin Altay'ın, "Burayı size Nasredddin Hoca gibi yönettirmeyeceğiz." sözlerine, "Biz de size o şekilde yönettirmeyeceğiz. Burayı ben yöneteceğim, yönetecek olan burası." cevabını verdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat da katip üyelerin görevinin Başkanlık Divanı tutanağını imzalamak olduğunu belirterek, Genel Kurulda yapılan oylamaların, 79 milyon vatandaşın gözü önünde yapılan dürüst bir oylama olduğunu kaydetti.

Hakverdi'nin, TBMM Başkanvekili Aydın'a yönelik, "Dün bize söz vermeden Genel Kurulu kapatıp kaçtı." sözleri de tartışmaya neden oldu.

Aydın, "Kapatıp kaçtı diyemezsiniz, partinin militanı gibi hareket edemezsiniz. Siz de Başkanvekili kadar tarafsız olmak zorundasınız." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da oylamalarda usulsüzlüğü gören Başkanlık Divanı üyesinin, bu usulsüzlüğe şerh koyma hakkının olduğunu söyledi.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, İçtüzüğün, "Katip Üyelerin görevleri" başlıklı 16. maddesini okudu.

Teklifin maddelerine geçilmesi, birinci ve ikinci maddesinin oylamasının tasnifi ve sayımının tüm katip üyelerce birlikte yapıldığını ifade eden Aydın, şöyle devam etti:

"Oy sayımı ve tasnifinde bir anlaşmazlık yaşanmamıştır. Söz konusu tutanak yapılan oylamaya ilişkin Divana intikal ettirilen zarf ve pulların sayım ve tasnifine ilişkin olup, tutanakta bu husus dışında bir konuya yer verilmesi, bu konuda şerh düşülmesi mümkün görünmemektedir. Bu kapsamda oylama tutanaklarına, oylamanın sayım ve dökümüne ilişkin bilgiler dışında başka bir hususa yer verilemeyeceği hususu dünkü birleşimde usul tartışmasına konu edilmiş ve tutumum oya sunulmak suretiyle Genel Kurulca da kabul edilmiştir.

Dünkü birleşimde Divanda okuma yapılan taraftaki üye Özcan Purçu iken, yerine Ali Haydar Hakverdi oturmuştur. Hakverdi ise oy tasnifine katılmasına, tasnife ve sonuca bir itirazı olmamasına rağmen, oylamanın sonucuna ilişkin tutanağa şerh koymak isteyerek, bu tutanağı imzadan imtina etmiştir. Bunun üzerine sayım ve tasnif işlemine katılan başka bir Katip Üye tutanağı imzalamıştır. Dolayısıyla tutumumda bir değişiklik yoktur."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.