TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkan İsmail Kahraman başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Olağanüstü Hal'in (OHAL), 19 Nisan Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, kabul edildi. Genel Kurulda ayrıca, AK Parti'nin, Meclisin çalışma takvimine ilişkin grup önerisi görüşüldü. Kabul edilen öneriye göre, Meclis, özel gündemle toplanma kararı alınan 23 Nisan haricinde çalışmalarına 2 Mayıs'a kadar ara verdi.

18 Nisan 2017 Salı

TBMM Genel Kurulu, Başkan İsmail Kahraman başkanlığında toplandı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "İnşallah bütün toplumun tasvip ettiği, geleceğimize ışık tutan, kalkınmamızı, birliğimizi ve bütünlüğümüzü sağlayacak bir noktaya ulaşırız." dedi.

Kahraman, açılışta yaptığı konuşmada, Türk siyasi hayatı yeni bir döneme girdiğini belirterek, Meclise bereketli ve uğurlu çalışmalar diledi.

1982 Anayasası'nın aldığı yeni şeklinin Türkiye'ye faydalı olmasını temenni eden Kahraman, şöyle konuştu:

"Demokrasinin yerleştiği ve toplumumuzun demokrasi dışında bir sisteme razı olmayacağı, bu Gazi Meclisin 15 Temmuz harekatıyla, davranışıyla ortaya konmuştu. Bundan sonra zannederim daha birçok halk oylamaları göreceğiz. Bu arkamdaki yazı yani 'Hakimiyet milletindir' yazısı, çok eski tarihlere dayanan, 500 yılı geçen bir anonim sözdür. Demokrasinin temeli, halkın iradesinin yürürlüğe girmesidir. 26'ncı dönemimizin, Türk siyasi tarihinde, siyasi tarihimizde apayrı bir yeri olacaktır."

Gazi Meclisin, bir darbe teşebbüsüne karşı durduğunu, bütün siyasi partilerin ortak deklarasyonla demokrasiden yana olan tavırlarını ortaya koyduklarını hatırlatan Yıldırım, milletin meydanlarda yalnız ay yıldızı göğsünde taşıyarak parti farkı gözetmeden demokrasiye sahip çıktığının altını çizdi. Kahraman, "Meclisin açık kalması bu döneme nasip olan güzel bir hadiseydi, bir örnek hareketti ve gereği yerine geldi." dedi.

Kahraman, bu yasama döneminin bir diğer ayrıcalığının da Anayasa'da yapılan temel değişiklik olduğunu söyledi.

İnsanların alıştıklarından çabuk vazgeçmeyeceklerini ama tatbikatların ileride yol alınacağının göstergesi olacağını vurgulayan Kahraman, "İnşallah bütün toplumun tasvip ettiği, geleceğimize ışık tutan, kalkınmamızı, birliğimizi ve bütünlüğümüzü sağlayacak bir noktaya ulaşırız." diye konuştu.

Daha sonra grup başkanvekilleri söz aldı. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Tunceli'de hakim ve polisleri taşıyan bir helikopterin düştüğü haberinin üzüntüsü içerisinde olduklarını belirterek, helikopterdekilerin akıbeti konusunda hükümet yetkililerinin bilgi vermesini istedi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğuna, anayasada tarif edildiği şekilde herkesin kanunlara uymak zorunda bulunduğuna dikkati çeken Gök, şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz pazar günü yaşanan referandumda YSK'nın, yasama organının kendisine vermediği yetkiyle bir açıklama yaptı. Referandumla ilgili meşruiyet tartışmaları artarak devam edecektir. YSK Başkanı'nın 'Ne kadar mühürsüz oy kullanıldığını bilmiyorum' dediği anda bu seçim artık bir şaibeli hale gelmiştir. Kimse de böyle bir tablodan yola çıkarak kendisini kazandı zannetmesin. Görevini yapmayan ve kanunun vermediği bir yetkiyi kullanan YSK Başkanı topluma doğruyu söylemeli, derhal istifa etmelidir."

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da geçtiğimiz pazar günü Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı sandığının kurulduğunu söyledi.

Yıldırım, hukukun tecelli etmediği, itirazların irdelenmediği sürece 16 Nisan 2017'nin hafızalara çok kötü bir gün olarak kazınacağını öhe sürerek, "Bütün fırsat eşitsizliğine rağmen ülkenin yarısı böyle bir sistemle rejim değişikliğine 'hayır' demiştir." ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta ise Tunceli'de düşen helikopter kazasını üzüntüyle öğrendiklerini ve bir can kaybının yaşanmamasını temenni ettiklerini söyledi.

Usta, yeni sistemin de Türkiye'ye hayırlı olmasını da diledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise halk oylamasının, Türkiye'nin en zor meselelerini demokratik süreçleri işleterek çözebilme yeteneğine sahip olduğunu bir kez daha gösterdiğinin altını çizdi.

Turan, "Türkiye'de, demokrasinin de özgürlüklerin de Anayasa'nın da milletin güvencesinde olduğunu bir kez daha gördük. Yeni dönemde kısır tartışmaları geride bırakarak yeni süreci hep birlikte götürmemiz lazım. Siyasilerin her zamankinden daha fazla uzlaşmaya ihtiyacı var. Milletimizin verdiği mesajları tüm siyaset kurumunun doğru okuyarak buna göre politika oluşturması bir gerekliliktir. Kazanan Türkiyemiz olmuştur." dedi.

Daha sonra söz alan bazı milletvekilleri de çeşitli konularda açıklamalarda bulundu.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Çok şükür bu anayasa referandumu tamamiyle halkın katılımıyla, millet iradesinin dışında hiçbir irade ortaya çıkmadan sonuçlanmıştır. Bu anlamda milletimizin iradesine, sandıktan çıkan sivil iradenin ortaya koyduğu sonuca hepimiz saygı göstermek mecburiyetindeyiz." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, OHAL'in, 19 Nisan Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmelerine başlandı.

Açılışını Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın yaptığı Genel Kurul, birleşime verilen aranın ardından Başkanvekili Ahmet Aydın'ın başkanlığında çalışmalarına devam ediyor. Aydın, yüksek katılım oranıyla gerçekleştirilen 16 Nisan'daki halk oylamasının sonuçlarının hayırlı olması dileğinde bulunarak, kazananın büyük Türkiye olduğunu ifade etti.

Tezkere üzerinde hükümet adına söz alan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, sözlerine Kutlu Doğum Haftası'nı kutlayarak başladı. Kurtulmuş, "Peygamberimizin örnek ahlakının, barışçıl kişiliğinin bütün toplumumuz ve bütün İslam milletleri için önemli bir örnek teşkil ettiğini ve özellikle günümüzde Peygamberimizin öğretilerine her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu ifade etmek isterim." diye konuştu.

Türkiye'nin devleti ve milleti için tarihi bir süreçten geçerek, önemli bir halk oylamasını başarıyla tamamladığını belirten Kurtulmuş, tüm siyasi partilere ve vatandaşlara teşekkür etti.

"16 Nisan'da yapılan referandum Türkiye'nin demokratik tarihi bakımından çok önemli dönüm noktalarından birisidir. Tarihi bir anayasa değişikliğine Türkiye imza atmıştır." diyen Kurtulmuş, halk oylamasına katılımın yüksek olduğuna dikkati çekti. Kurtulmuş, "Yüzde 85'i aşkın bir katılımla anayasa referandumu halkımızın büyük çoğunluğunun ilgisini çekmiş ve bu anlamda da halkımız gösterdiği katılımla demokrasinin zaferini ortaya koymuştur." değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi partilerin, görüşleri doğrultusunda referandum kampanyalarını yürüttüğünü hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"İyi kötü, fazla eksik, herkes görüşlerini ortaya koydu. Kampanya sırasında bazen kampanyanın gereklerini de aşarak maksadını aşan sözler de ifade edildi. Bunların hepsi geride kaldı. Ama bu kampanyada geneli itibarıyla baktığımız zaman, son derece barışçıl, demokratik ve herkesin dilediğini dilediği şekilde ifade edebildiği açık ve şeffaf bir seçim kampanyasının yürütülmüş olması da Türkiye demokrasisi için önemli bir kazanımdır. Bundan dolayı başta siyasi partilerin liderleri ve mensupları olmak üzere, kampanyaya evet ya da hayır cephesinde destek veren herkese teşekkürü bir borç biliriz."

Referanduma sunulan anayasa değişikliğinin tamamen sivil irade ile ortaya konulduğunun da altını çizen Kurtulmuş, bunun Türk demokrasisi için büyük bir zafer olduğunu vurguladı. Numan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Türkiye'de ne zaman anayasa değişiklikleri mevzu bahis olsa milli irade bir tarafa bırakılır, anayasa değişiklikleri ya dipçiklerin zoruyla ya paletlerin şakırtıları arasında gerçekleşir. Çok şükür bu anayasa referandumu tamamiyle halkın katılımıyla hiçbir baskı, hiçbir şekilde askerin gölgesi, vesayet odaklarının tazyik ve zorlaması olmadan yani millet iradesinin dışında hiçbir irade ortaya çıkmadan sonuçlanmıştır. Bu anlamda milletimizin iradesine hepimiz saygı duymak zorundayız. Sandıktan çıkan sonuca, bu sivil iradenin ortaya koyduğu sonuca hepimiz saygı göstermek mecburiyetindeyiz."

Tamamiyle milli irade içinde böyle kapsamlı bir değişikliğin hayata geçirilebilmesinin başlı başına bir kazanım olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bundan sonraki süreçte TBMM'nin üzerine düşenin ise yeni hükümet modelinin gerektirdiği değişiklikleri yerine getirmek ve uyum sürecini, mümkün olduğu kadar kısa sürede gerekli yasal düzenlemeleri yaparak gerçekleştirmek olduğunu bildirdi.

Kurtulmuş, "Demokratik ülkelerin dört temel hukuk metni önemlidir. Bunlardan biri anayasalar, diğeri Meclis İçtüzüğü, diğeri siyasi partiler yasası bir diğeri ise seçim yasasıdır. Bu temel yasalar başta olmak üzere bu anayasa değişikliğinin, sistem değişikliğinin gerektirmiş olduğu mevzuat değişiklikleri de en kısa süre içinde bu Mecliste yapılacaktır ve inşallah başarılı bir şekilde bu süreç geride bırakılacaktır." diye konuştu.

OHAL'in uzatılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bu OHAL bir fantezi, laf olsun diye ortaya konulmuş bir mesele değildir. OHAL, 15 Temmuz akşamı başta bu Gazi Meclisin çatısı altında olmak üzere; ülke, millet, demokrasi düşmanı hain çetelerin demokrasiye vermiş olduğu büyük tahribatın ortadan kaldırılması için ortaya konulmuş bir iradedir. Meclisin iradesidir. Bu darbe teşebbüsünün bütün sonuçlarının ortadan kaldırılması ve darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ'cü eşkıya çetesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde yaptığı tahribatların bütünüyle ortadan kaldırılması için bir müddet daha olağanüstü halin sürdürülmesinde yarar görülmüş, MGK'nın tavsiye kararı üzerine de TBMM'ye arz edilmiştir."

Numan Kurtulmuş, 15 Temmuz gecesinde Türkiye'nin uçurumun kenarından döndüğünün altını çizerek, demokrasinin bütünüyle rafa kaldırılma tehlikesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cesaretle ortaya çıkışı ve her görüşten vatandaşların direnci ile önlendiğini, tarihin altın sayfalarına bu şekilde yazıldığını anlattı.

O süreçten bu güne FETÖ'cü eşkıya çetelerinin devletin içinden arındırılması için her türlü çabanın ortaya konulduğunu dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"21 Temmuz 2016'da OHAL'in ilanıyla birlikte FETÖ, PKK-PYD ve DEAŞ'a karşı çok etkili devam etmekte olan mücadelemiz bugün de bütün hızıyla sürmektedir. OHAL'in uygulandığı bu süre içinde olağanüstü halin muhatabı vatandaşlarımız değil, devletin içersine sızmış FETÖ'cü çeteler, devlete zarar vermek, milletin istiklalini ortadan kaldırmak isteyen terör örgütleridir. Bu bağlamda OHAL uygulanmış olmasına rağmen vatandaşlarımız günlük yaşamlarında etkilenmeden normal hayatlarına devam etmiş ve terör örgütlerine karşı verilen bu mücadelenin daha etkin sürdürülmesi için temennilerini sürekli dile getirmişlerdir. OHAL dolayısıyla normal, sıradan, millete ve devlete bağlı olan vatandaşlarımızın hiçbir şekilde günlük hayatları kısıtlanmamış, özgürlüklerini kısıtlayıcı hiçbir tedbire, hiçbir araca müsade edilmemiş, bunlara hiçbir şekilde müracaat edilmemiştir."

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, "FETÖ'yle birlikte PKK, IŞİD ve diğer terör örgütlerinin kamudaki yapılanmalarının da ortaya çıkarılması ve bunlarla irtibatı ve iltisakı bulunanların görevlerine son verilmesi için daha etkili bir mücadele yürütülmesini gerekli görmekteyiz." dedi.

Usta, TBMM Genel Kurulunda, OHAL'ın uzatılmasına ilişkin tezkerenin görüşmelerinde MHP Grubu adına söz aldı.

15 Temmuz darbe girişiminin bütün siyaset kurumlarına, Türk devletinin kuruluş esaslarına ve son tahlilde, milletin tamamına yapıldığını kaydeden Usta, önceki üç karar gibi bu tezkereyi de desteklediklerini dile getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve kamu kurumları içinde 15 Temmuz'da FETÖ'nün darbe girişimine adı karışan, göz yuman veya görevinin sorumluluklarına riayet etmeyen kim varsa devlet kurumlarından ayıklanmasının yerinde olduğunu ifade eden Usta, "Ancak bu tespitlerin bir soruşturmaya dayanması ve soruşturma süreçleriyle somutlaştırılması gerekmektedir. Yeterli inceleme ve soruşturma yapılmadığı için boşu boşuna kimsenin itibarıyla ve saygınlığıyla oynanmamalıdır." diye konuştu.

Bu alçak kalkışmayla yapılacak mücadelenin de ancak OHAL şartlarında mümkün olabileceğinin değerlendirildiğini belirten Usta, "FETÖ'yle birlikte PKK, IŞİD ve diğer terör örgütlerinin kamudaki yapılanmalarının da ortaya çıkarılması ve bunlarla irtibatı ve iltisakı bulunanların görevlerine son verilmesi için daha etkili bir mücadele yürütülmesini de gerekli görmekteyiz." değerlendirmesinde bulundu.

İtiraz mekanizmalarının sağlıklı bir şekilde ve talepler ciddiye alınarak işletilmesi ve bu doğrultuda ortak bir usul belirlenmesi gerektiğini belirten Usta, şunları söyledi:

"Olan yine garibana oldu düşüncesi kamuoyunda oluşmamalı, bu süreçte kazanılan halk desteği kaybedilmemeli, devlete olan inanç bu sebeple zedelenmemelidir. Haksız ve mesnetsiz yere açığa alınan veya ihraç edilenler mağduriyet yaşamadan eski konumuna getirilmelidir. OHAL’in uzatılması bu açıdan da önemlidir. Devletimizin bunları tespit edebilecek, doğruyla yanlışı ayırabilecek ve gerçek suçluyu yakalayarak mazlumu mağdur etmeyecek gücü ve yeteneği olduğuna inanıyoruz. Yeter ki yönetsel hatalar yapılmasın, siyasi ve ideolojik koruma anlayışı içinde hareket edilmesin ve ispiyon fırsatçılığına izin verilmesin.

FETÖ'nün devlete yoğun bir şekilde sızmaya, devleti ele geçirmeye çalıştığı sırada yapılan ikazlara rağmen bunun fark edilememesi ya da görmezden gelinmesi öngörüsüz bir yönetimin sergilendiğini göstermektedir. Bu nedenle ülke yönetiminde gösterilen zaafın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması, kastı ve ihmali olan her alandaki sorumluların tespit edilmesi, Türkiye'nin ve Türk milletinin huzurlu ve güvenli geleceği ve güçlü bir demokrasisinin inşası için gerekli bulunmaktadır. Demokrasimiz üzerinde o dolaşan kara bulutları kovmak ve antidemokratik eğilimlerin önünü kesmek siyasetçilerin önde gelen sorumluluğudur. Bugünlerde birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmemizin bu sorumluluğun gereği, aynı zamanda tarihi bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Zira devletin ve milletin bekası her türlü siyasi gayenin üstündedir."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, OHAL'in süresinin uzatılmasına ilişkin, "İşin içine girdikçe, FETÖ ile olan bu mücadele devam ettikçe gördük ki şu an için dahi karda yürüyüp izini belli etmemiş bu grupla irtibatlı, iltisaklı çok sayıda insan var. Bunların devletin içerisinden temizlenmesi de bir sorumluluktur." dedi.

OHAL'in uzatılmasına ilişkin tezkerenin görüşmelerinde HDP Grubu adına konuşan Mardin Milletvekili Mithat Sancar, 16 Nisan'da gerçekleştirilen halk oylamasının ve sonucunun ağır şaibeler altında olduğunu ileri sürdü.

HDP'nin ve "hayır cephesinin" pek çok unsurunun yasal ve anayasal haklarını kullanmalarının engellendiğini savunan Sancar, toplantılarının olduğu illere girerken seçim otobüslerinin durdurulduğunu, saatlerce arandığını ve kimlik kontrolleri yapıldığını söyledi.

Yapılanların Anayasa'nın yanı sıra ahlaka ve etiğe aykırı olduğunu öne süren Sancar, "Mevcut Anayasa'ya göre tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı, bir taraf gibi sahada geziyor. Günde 3-4 kere canlı yayınlara çıkıyor. Cumhurbaşkanı sırf açılış törenleri yapmak için mi oralara gitti? Hayır. Dolayısıyla etik kurallara aykırı bir seçim süreci yaşandı. Üstelik bu gezilerin tamamı devlet bütçesinden karşılandı. Bu haram paradır. Bu para ile seçim çalışması yürütmek haramdır." diye konuştu.

Sancar, halk oylamasında "Köprüler yaptık." denilerek kampanya yürütüldüğünü, fiziksel köprülerin yapıldığını, ancak toplum kesimleri arasındaki köprülerin tahrip edildiğini savunarak, "Bu süreç baştan aşağı demokratik meşruiyetten yoksundur." ifadesini kullandı.

YSK'nin mühürsüz oylara ilişkin aldığı kararı eleştiren Sancar, "Bu mühürsüz oyların hangi illerde kullanıldığını, sayısının ne kadar olduğunu açıklamadan, inandırıcı, objektif bir şekilde ortaya koymadan bu seçimin meşruiyetini kabul ettiremezsiniz. YSK bunu açıklamazsa ağır bir toplumsal ve siyasal meşruiyet sorunu bu referandum sonuçlarının üzerinde ebediyen duracaktır." dedi.

Sancar, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş'un, 21 Temmuz 2016'da, "OHAL'i üç aylığına ilan ettiklerini, en fazla 1,5 ayda kaldırmayı hedeflediklerini" açıkladığını hatırlatarak, "Şimdi sayısız tehdit örneği sunuyorsunuz. Kusura bakmayın, o açıklamanızı hatırlayın, onunla ilgili doyurucu bir açıklama yapma göreviniz var sayın bakan." ifadesini kullandı.

Sancar'ın sözleri üzerine yerinden söz alan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İlk olağanüstü hali ilan ederken samimi düşüncemiz oydu. Fakat, işin içine girdikçe, FETÖ ile olan bu mücadele devam ettikçe gördük ki şu an için dahi karda yürüyüp izini belli etmemiş bu grupla irtibatlı, iltisaklı çok sayıda insan var. Bunların devletin içerisinden temizlenmesi de bir sorumluluktur.

Böyle olmasını ümit ediyorduk, o şekilde yola çıktık ama baktık ki meselenin aslı öyle değil. 1975'te Harp Akademilerinin, harp okullarının sorularını çalmış olan bir örgütten bahsediyoruz. Halen devletin en ince noktalarına kadar girmiş, belki oralarda kendini saklayan örgütlerden bahsediyoruz. Türkiye'nin gerçekten demokrasisini, birliğini, dirliğini yok etmeye çalışan çok sayıda terör grubundan bahsediyoruz. Mücadelenin zarureti dolayısıyla sürmüştür. Başlangıçtaki samimi niyetimiz hakikaten öyleydi. Bu işi en kısa süre içerisinde bitirip, Türkiye demokrasisinin normal bir şekilde yürümesini sağlamaktı ama maalesef bir ihtiyaç dolayısıyla bu ortaya çıkmıştır."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.