TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla özel gündemle toplandı.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

TBMM Genel Kurulu, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla özel gündemle toplandı.

Genel Kurul, TBMM Başkanı İsmail Kahraman başkanlığında toplandı.

İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından İsmail Kahraman, açılış konuşması yaptı.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Darbe teşebbüsü senaryosunu hazırlayan ve teşvik eden bazı mihrakların umutları kursaklarında kalacak. Artık Türkiye'de, hükümet buhranları, kısa süreli hükümetler, hükümet düşürmeler yaşanmayacak. Yeni bir sistem var. Toplum tümüyle demokrasiyi özümsedi. Eline bir bildiri alan, mikrofon başına geçip 'El koydum' diyemeyecek. Türkiye'de darbeler dönemi bitmiştir." dedi.

Kahraman, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla özel gündemle toplanan Genel Kurulun açılışında, devleti yıkmak, milleti dağıtmak isteyen hainlerin, işbirlikçi FETÖ mensuplarının yaşattığı meşum 15 Temmuz gecesinin birinci yılında, kalkışmayı unutmamak ve unutturmamak gayesiyle bir araya geldiklerini söyledi.

Şehitlerin aziz hatırasını yaşatmak için meydanlarda demokrasi nöbetine duran asil millete şükranlarını sunan Kahraman, aziz şehitleri rahmet, minnet ve şükranla andı, gazilere şifalar ve sağlıklı uzun ömürler niyaz etti.

Miletin yiğit evlatlarının 15 Temmuz'da meydanlara indiğini, gözlerini kırpmadan şehadete yürüdüğü, devlete ve istiklale sahip çıktığını vurgulayan Kahraman, "Kadını erkeği, yaşlısı genci, ay yıldızlı al bayrağı ile göğsünü siper ederek Türkiye'nin birliğini bütünlüğünü, dünyaya haykırmışlar, göstermişlerdir. Milletimiz demokrasiyi özümsediğini, milli meselelerde, gerektiğinde tek yumruk halinde bir araya geldiğini göstermiştir." diye konuştu.

Kahraman, demokrasinin halkın hakimiyeti ya da halkın iktidarı anlamı taşıdığına dikkati çekerek, halkın iradesini sandıkta ortaya koyduğunu, sandığın demokraside asıl olduğunu söyledi. Türkiye'de demokratik hayatın bazı kesintilere rağmen Birinci Meşrutiyet'e dayandırılabileceğini belirten Kahraman, Türkiye'nin, demokratik sistemle yoluna devam edeceğini dile getirdi.

Türkiye'nin, Anayasa'da belirtildiği gibi sosyal; toplumla bütünleşen, laik; her fikre ve inanca hürriyet tanıyan, saygı gösteren, halk hakimiyetine dayalı, hukuk devleti olduğunu vurgulayan Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"15 Temmuz günü, millet olarak, her kurum ve kuruluşu ile bir imtihan verdik. Milletin kürsüsü olan Meclisimiz de bir imtihan verdi. Sizlerin içinde bulunduğu 26. Dönem bir darbeyi göğüslemekte üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirdi. Alçak darbecilere karşı burada bulunarak, Meclisimizi bombalar ve kurşunlar altında açık tutarak milletin sesinin ne kadar gür olduğunu ve iradesinin pranga kabul etmeyeceğini gösterdi. Karanlık emellerine ulaşmak için her kuruma sinsice sızmış olan hainler, o gece milletimizi, milletin Meclisini hedef aldılar. Üzerimizde saatlerce uçuş yaparak helikopterlerden mermiler, uçaklardan bombalar yağdırdılar, tanklarla kuşattılar. Onlar korkutmaya milletin vekillerini yok etmeye çalıştıkça, 27 milletvekili ile açtığımız Genel Kurulda 107 milletvekili çelikten iradeleriyle kenetlendiler. Ve Meclisimizi hain darbe teşebbüsü sona erdirilinceye kadar açık tuttuk, terk etmedik. İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğulur. Biz, o gece her üç parti mensupları suda çırpınmadık. Selamete nasıl ulaşacağımızı konuştuk. Tarih cesareti olmayanın başarısının olmayacağını bize öğretmiştir. Cesaret korkmamak değil, korkuyu yenmektir. Önceki darbe ve muhtıralar karşısında siyasetin dik durmayışının bedelini milletimiz çok ağır ödemiştir."

O gece televizyonda darbe teşebbüsünün başladığını görür görmez, başka bir yerden talep olmaksızın derhal Meclisi açma kararını verdiğini aktaran Kahraman, daha sonra milletvekillerini Genel Kurula davet ettiğini ve örnek bir toplantı gerçekleştirildiğini söyledi.

Adalet ve Kalkınma Partisinden 18’i kadın olmak üzere 81 milletvekili; Cumhuriyet Halk Partisi'nden 16 milletvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi'nden 10 milletvekilinin toplantıya katıldığını anımsatan Kahraman, kadın milletvekillerinin her birinin cesaretleriyle birer Nene Hatun olduğunu gösterdiğini ifade ettti.

Kahraman, "Nene Hatunlar yalnız değil Sütçü İmamlar... Topyekün bütün Meclis Sütçü İmam'dır. Nene Hatundur." ifadesini kullandı.

Bakanların da aynı yüreklilik ve cesaret içinde toplantıya katıldığını dile getiren Kahraman, katip üyeler Başkanlık Divanından yer almak üzere geldiklerinde, kendisinin mevcut siyasi partilerden grup başkanvekillerinin Divanda olmasının daha uygun olacağını söyleyerek Başkanlık Divanına AK Parti'den Mehmet Muş'u, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Özgür Özel'i, Milliyetçi Hareket Partisi'nden ise Erkan Akçay’ı davet ettiğini söyledi.

Kahraman'ın "Oturduk ve Özgür Bey'in o zaman ceketi yok, gömleği var." sözleri üzerine muhalefet sıralarından bazı milletvekilleri, darbeye ilişkin hazırlanan kitapta sadece AK Partili milletvekillerinin fotoğraflarının bulunduğunu savunarak, buna tepki gösterdi. Bunun üzerine Kahraman sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sabredin yeniden gözden geçer... Ahmet Gündoğdu geldi, 'Özgür Bey birazdan televizyoncular gelir, çekim yapılır, ben ceketimi sana vereyim, olur sana.' dedi. Özgür Bey aldı ve güzel bir konuşma yaptı, 'Kaderde milli görüş gömleğini giymek de varmış.' Partiler olarak ayrılabiliriz. Niye? Görüşler. Ama gerektiğinde bir yumruk halinde bir araya geliriz. 15 Temmuz bunun bir ispatıdır. 7 Ağustos bunun bir ispatıdır."

Kahraman, o gece üç parti milletvekilleri, bakanlar, önceki dönem milletvekilleri, danışmanlar, Meclis personeli ve basın mensuplarıyla sığınağa indiklerini anımsatarak, orada üç partinin ortak bildiri metni hazırladığını, 16 Temmuz Cumartesi de TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırdığını hatırlattı.

O gece üç partinin hazırladığı bildiriyi, Mecliste görüşmelerde bulunan dört partinin imzası ile kamuoyuna açıkladıklarını hatırlatan Kahraman, şunları kaydetti:

"Büyük ihanete karşı direniş, Türkiye Büyük Millet Meclisimize ikinci gazilik unvanını hak ettirmiştir. Mecliste bombanın düştüğü yerlerin, 'Demokrasi Müzesi' ve 'Demokrasi Yolu' olarak düzenlenmesi çalışmaları devam etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan milletimizin temsilcilerine bütün milletvekillerimize tekraren teşekkür ediyorum. Bu meşum gecede hain teşebbüsün engellenmesinde en büyük pay, Cumhurbaşkanımız muhterem Recep Tayyip Erdoğan'ın meydana milleti çağırması olmuştur.

Milletimizi meydanlara daveti ve halkımızın zat-ı devletlerine olan itimadı, milli birlik beraberlik şuuru, meydanları doldurdu, parti farkı olmaksızın herkes ülkemizin bu karanlık geceden kurtulması için üzerine düşen görevi yerine getirdi. Partiler ve herkes elinden gelinden geleni yaptı, 'Lider nasıl olmalıdır?' sorusunun cevabı en vazıh şekilde verildi."

Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla vatan müdafaasına geçen aziz milletin, demokrasi nöbetlerine günlerce devam ettiğini, 7 Ağustos'ta İstanbul Yenikapı Meydanı'nda 5 milyon kişinin katılımıyla muhteşem bir miting düzenlendiğini anımsattı.

Milletin, ortaya koyduğu tablo ile milli birlik ve bütünlük şuurunun dosta düşmana karşı sergilendiğini dile getiren Kahraman, "Darbenin önlenmesinde elinden geleni esirgemeyenler arasında gerçek ordu mensuplarımız, başta Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hulusi Akar var. Salalarla milleti uyaran, uyandıran, cami minarelerinden Allahu Ekber nidalarıyla ezan seslerini milletin kalbine ulaştıran din görevlilerimiz var. Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez'in şahsında onlara teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

"Bir musibet, bin nasihatten evladır." sözünü anımsatan Kahraman, "Artık musibetlerle karşılaşmayacağız. Evelallah karşılaşmayacağız ve bir daha Türkiye darbelerle yüz yüze gelmeyecek. Zira kendini millete kabul ettirmeyen hiçbir hareket muvaffak olamaz. Millette bir demokrasi şuurunun varlığı ve onu özümsediği, ortaya kondu. Darbe teşebbüsü senaryosunu hazırlayan ve teşvik eden bazı mihrakların umutları kursaklarında kalacak. Artık Türkiye'de, hükümet buhranları, kısa süreli hükümetler, hükümet düşürmeler yaşanmayacak. Yeni bir sistem var. Toplum tümüyle demokrasiyi özümsedi. Eline bir bildiri alan, mikrofon başına geçip 'El koydum' diyemeyecek. Türkiye'de darbeler dönemi bitmiştir." ifadelerini kullandı.

1950'de gelen demokratik hayattan sonra gizli açık, gerçekleşmiş teşebbüs halinde kalmış darbe sayısının, 15 Temmuz ile birlikte 17 olduğunu vurgulayan Kahraman, artık darbelerin tarihe gömüldüğünü söyledi.

Türkiye'nin bundan sonra böyle belalarla karşılaşmayacağına inandığını aktaran Kahraman, söylenti yaymaya çalışanların Türkiye'nin gelişmesini istemeyen mihraklar olduğunu ve toplumun bu tuzağa düşmeyeceğine dikkati çekti.

Kahraman bu noktaya gelişte hukuki düzenlemelerin, milli ruh ve şuurun oluşmasında yapılan gayretlerin, her türlü takdirin ötesinde olduğunu kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şehitlerimiz var; elbette üzgünüz. Ama şehitlik, bu fani hayattan ayrılma, bayrağı uğruna, vatanı uğruna ve mukaddes değerleri uğruna kara toprağa gülerek girmektir. Milli Şair Mehmet Akif'imiz Çanakkale şehitlerine şiirinde ne diyor; 'Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber.' Şairimiz, düşünürümüz rahmetli Erdem Beyazıt ne diyor; 'Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm, ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm.' Evet, 150'si Ankara'da, 2'si Marmaris’te, 98'i de İstanbul’da olmak üzere 250 şehidimiz var. Onlar doğrudan cennete giden kişilerdir."

Tüm şehitleri rahmetle anan Kahraman, 2 bin 193 gazinin arasında AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ve eşinin de bulunduğunu hatırlattı.

Kahraman yaralanan polislere de teşekkür ederek, "Biz Türkiye'yiz, bölünmeyiz, bölemezler, böldürtmeyiz. Bütün gücümüzle yolumuza devam edeceğiz." diye konuştu.

Memleketin bir daha böyle günler yaşamamasını dileyen Kahraman, "Ebed müddet olarak devletimiz yaşasın. Kardeşlik şuuru içinde, herkesin fikrini rahatça söyleyebildiği ama asla kavga gürültü olmayan bir Türkiye'de hep birlikte yaşayalım." dedi.

Başbakan ve AK Parti Grubu Başkanı Binali Yıldırım, "Siz kalleş oldukça biz daha çok kardeş olacağız. Size kelepçeler vuruldukça biz daha çok kenetleneceğiz. Siz hain oldukça biz daha çok kahramanlar çıkaracağız." dedi.

Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, bugünün, 15 Temmuz 2017 Demokrasi ve Milli Birlik Günü olduğunu anımsattı.

"Türkiyemizin en karanlık, en uzun gecesini aydınlık bir sabaha, düşman işgalini millet destanına dönüştüreli tam bir yıl oldu." diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Eğer burada yeniden bir araya gelebiliyorsak bunu 250 kahraman şehidimize 2 bin 193 kahraman gazimize ve büyük Türk milletine borçluyuz. Vatan size minnettardır. 15 Temmuz bu milletin düşmanına kıyameti gösterdiği gündür. 15 Temmuz iman dolu çılgın Türklerin tankları ezdiği gündür. 15 Temmuz bir işgal hareketine karşı milletin çıplak eliyle silahları erittiği gündür. 15 Temmuz, dünya devletlerine 'bir millet nasıl olur, bir vatan nasıl korunur' dersinin verildiği gündür. 15 Temmuz, milli iradenin tecelligahı bombalanırken milli iradenin teslim alınamayacağınının yedi düvele ilan edildiği gündür."

Yıldırım, "Korkma" sözcüğü ile başlayan İstiklal Marşı'nın her satırının 15 Temmuz gecesinde yeniden yazıldığını söyledi.

Milletin korkmadığını, zira zaferin korkmayanlara ait olduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

"O gece milletim kükreyip sel oldu, bendini çiğneyip aştı, dağları yırtıp, enginlere sığmayıp meydanlara taştı. O gece Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla milyonlar, milletine, vatanına, bayrağına, devletine sahip çıkmak üzere 2. kurtuluş mücadelesini başlattı. 15 Temmuz gecesi ihanetin en şiddetlisini yaşadık. 15 Temmuz gecesi destanların da en güzelini yazdık. Peygamber Efendimiz, Hazreti Hamza'ya 'yürüyüşün ölümü korkutuyor' demişti. O gece bu milleti Hazreti Hamza gibi gördüm. Dostuna nam, düşmanına korku saldı. Bu vatan 'benim iman dolu göğsüm gibi serhattim var' diyenlerindir, bu vatan toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır. Bu vatan, ardına bakmadan yollara düşen, şimşek gibi çakan, sel gibi coşan, huduttan huduta koşanlarındır."

İstiklalin muhakkak ki bir bedelinin var olduğunu belirten Yıldırım, Türk milletinin bu bedeli bir değil binlerce kez ödediğini söyledi.

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan tarihlerinin Türk demokrasi tarihinin utanç vesikaları olduğunun altını çizen Yıldırım, "Ama 15 Temmuz hepsinden daha farklıydı. İlk kez TBMM, aziz Türk milleti darbelere boyun eğmedi. Gerçek anlamda 'yeter söz milletindir' dedi. Bir geceye 10 senelik bir mücadeleyi sığdırıp bu toprakların hür ve bağımsız kalacağını bütün dünyaya haykırdı." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, Kurtuluş Savaşı'nda "ya istiklal ya ölüm" diyerek vatanını savunan Gazi Meclisin, 15 Temmuz'da bir kez daha "ya istiklal ya ölüm" andını içerek verdiği bağımsızlık mücadelesiyle ikinci kez gaziliği hak ettiğini söyledi.

"Kuşkusuz Gazi millete gazi Meclis yakışır." diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O gece bu yüce çatı bombalar altında sarsılırken, milletvekillerimiz parti kimliklerini bir kenara bıraktı, hep beraber demokrasiye ve ülkemize sahip çıktı. Adete, bir savaş ortamında ölümüne, demokrasi, milli irade nöbeti tuttu, bombaların altında Meclisi terk etmedi. Milletim de egemenliğini düşmanlara bırakmayıp, o gece Meclisine, ölümüne sahip çıktı. Milletvekillerimiz nasıl o gece milli iradeye davetsiz çıktıysa, 15 Temmuz'un her yıl dönümünde de aynı ruhla bu çatı altında buluşulmalı. O gece milletin kahraman evlatları ellerinde bayrak, dillerinde 'Allah Allah' nidalarıyla, ezanlarla, salalarla ölüme koştu.

O gece; Ahmet, Mehmet yoktu, Ayşe, Fatma yoktu; 80 milyonun adı vatandı, bayraktı, istiklaldi. 1915'te Çanakkale'yi geçemeyen gafiller, 2016'da İstanbul Boğazı'nı geçeceğini mi zannetti? 1920'de işgal edemediğiniz milletin Meclisini 2016'da yerle bir edeceğinizi mi zannettiniz? O halde siz bu aziz milleti hiç tanımamışsınız. Şunu unutmayın ki siz kalleş oldukça biz daha çok kardeş olacağız. Size kelepçeler vuruldukça biz daha çok kenetleneceğiz. Siz hain oldukça biz daha çok kahramanlar çıkaracağız. Çanakkale'deki 15'lilerin torunları, 15 Temmuz'da dedelerine ne kadar da layık oldular. Anadolu topraklarına nasıl da layık oldu? Allah hepimizden, milletimizden razı olsun."

Başbakan Yıldırım, milletin o gece Türk olmayı onur, Müslümanlığı gurur sayarak, "Bol yıldızlı değil, ay yıldızlı bayrak altında saf tutarım'" diyen Gazi Mustafa Kemal'in vasiyetine uygun, kendine yakışanı yaptığını kaydetti.

"Her şeyi affedin ama vatanınıza ihanet edenleri asla affetmeyin" diyen Hz. Ali'nin vasiyetinin yerine getirildiğini belirten Yıldırım, "Bu caniler hak ettikleri en ağır cezayı hukuk içerisinde mutlaka alacaklardır." dedi.

Binali Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti'nin; milletiyle, devletiyle, ordusuyla bir bütün olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu gerçeğe rağmen, bir ayrılık rüyası ile yanıp tutuşanların hizmet ettiği karanlık çevreler, bir kez daha bu milletin sağduyusu ile kaybolmuştur. Türk ordusu bugün, 15 Temmuz öncesine göre çok daha güçlüdür. Türk ordusu aziz milletin ordusudur. Unutulmasın ki Türkiye her inançtan, her mezhepten, her kültürden oluşan bir devlettir. Gelecek nesillere; ekonomisiyle, özgürlük ve demokrasisiyle, dev hizmet ve eserleriyle büyüyen bir Türkiye'yi bırakmamıza hiçbir güç mani olamayacaktır.

FETÖ'nün ağzı ile konuşanlar, 15 Temmuz ruhunu hissedemeyenler, Yenikapı ruhuna layık olamayanlar, onlar ancak kontrollü ruhlarla bir aradalar. Bu milletin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. Büyük Türk milleti önünde saygıyla bir kez daha eğiliyor, milli iradeye ölümüne sahip çıkan milletimi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Milleti için, bayrağı için, vatanı için, devleti için canını seve seve veren tüm şehitlerimizle birlikte, 15 Temmuz şehitlerimizi de rahmet, minnet, şükranla anıyor; gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyorum. Allah böyle karanlık geceyi bir daha ülkemize yaşatmasın."

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***



Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.