TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, OHAL'in 19 Temmuz 2017 Çarşamba gününden geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, kabul edildi.

17 Temmuz 2017 Pazartesi

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, ilin sorunlarına ilişkin konuşmasında, Cerattepe ile ilgili yargı sürecinde Danıştayın, çevrecilerin aleyhine karar verdiğini anımsatarak, konunun uluslararası yargıya taşınacağını söyledi.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Kasım Bostan, 15 Temmuz darbe girişimi konusundaki konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara inen halkın cesaretinin hainlerin planlarını altüst ettiğini belirtti.

Darbe girişimini planlayanların ve bunda yer alanların hesap vereceğini vurgulayan Bostan, güçlü bir Türkiye'yi kendine tehdit olarak gören Batı'nın ve onun yanındaki şer odaklarının Türkiye'nin aleyhinde her türlü politikayı izlemeye devam edeceğini ifade etti. Bostan, "Kurtuluş Savaşı'ndan sonra şimdi de varoluş savaşı vermekte olduğumuzu unutmadan hareket etmek zorundayız. Onlarla baş etmenin yolu, her türlü ayrılığa rağmen vatan söz konusu olduğunda sorgusuz, sualsiz bir araya gelebilen millet olmaktan geçmektedir." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Bingöl'ün Kiğı ilçesindeki terör saldırısında şehit olan uzman onbaşı Hakan Demirci'ye Allah'tan rahmet diledi. Demirci'nin Nevşehir'deki cenaze töreninde Nevşehir Valisi İlhami Aktaş'ın isteğiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun çelenginin olması gereken yerden kaldırtılarak uzak bir bölgeye götürüldüğünü ve yerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun çelenginin konulduğunu savunan Altay, valinin tutumunu şiddetle ve nefretle kınadığını söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Bingöl'de terör saldırısında şehit olan üsteğmen Arif Kalafat'a rahmet, Hakkari'de yaralanan askerlere de acil şifalar diledi.

FETÖ'ye karşı devletin mücadele ettiğini dile getiren Bostancı, bu mücadeleyi desteklemenin herkesin ahlaki görevi olduğunu, itiraz ve eleştirileri bu mücadelenin önüne koyan bir dili şiddetle reddettiğini belirtti.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, bugün Hakkari'deki terör saldırısında yaralanan 17 askere acil şifa dileğinde bulundu. 15 Temmuz'daki darbe girişimini bir kez daha kınadıklarını dile getiren Usta, bu darbe girişiminin sadece belli bir siyasi görüşe karşı değil, 80 milyon yurttaşa karşı yapıldığını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, ülkede gerçekten demokrasi isteniyorsa öncelikle siyasilerin birbirlerine karşı demokratça ve barışçıl sözlerle yaklaşması gerektiğini ifade etti.

Meclis'in temmuz ayı sonuna kadarki çalışma programı belli oldu.

AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığından, TBMM Genel Kurulunun bu ay sonuna kadarki çalışma programını içeren grup önerisini Genel Kurula taşıdı.

Kabul edilen öneriye göre, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, gündemin birinci ve ikinci sırasına alındı. Söz konusu tasarılar "temel kanun" olarak görüşülecek.

Ülke genelinde devam eden OHAL'in 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine ilişkin iki Başbakanlık Tezkeresinin görüşmeleri TBMM Genel Kurulunda bugün yapılacak. Bölge Adliye Mahkemelerinin sorunlarına ilişkin tasarı da bugün ele alınacak.

18 ve 25 Temmuz günü yapılacak birleşimlerde sözlü sorular görüşülmeyecek.

Genel Kurul, haftalık çalışma günleri olan salı-çarşamba-perşembe günlerinin dışında, ay sonuna kadar cuma, cumartesi, pazar ve pazartesi günleri de çalışacak.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, "15 Temmuz, Çanakkale'de yarım kalan bir hesabın görülmesidir. 15 Temmuz, Milli Mücadele'de kovaladığımız düşmanlarının Türkiye'ye bir fırsat bulup tekrar saldırması meselesidir. 15 Temmuz yüz yıllardır, asırlardır süregelen Anadolu istilasının bu çağdaki adıdır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, OHAL'in 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi görüşülüyor.

MHP Grup Başkanvekili Usta, bu tezkerenin 5. tezkere olduğunu ve parti olarak bunları desteklediklerini belirterek, olağanüstü durumlarla OHAL ile mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını ve devletin elinin kuvvetlendirilmesi gerektiğini ifade eden Usta, 15 Temmuz'a ilişkin bir fikir birliği olmadığı için mücadele yöntemleri üzerinde de tam bir anlaşmanın sağlanamadığını bildirdi.

15 Temmuz'un hem bir darbe girişimi hem de taktikçileri, teorisyenleri, kuryeleri, taşeronları, planlayıcıları ve sahadaki tetikçileri belli olan bir işgal denemesi olduğunu vurgulayan Usta, şöyle devam etti:

"Aslında baktığımızda 15 Temmuz, Çanakkale'de yarım kalan bir hesabın görülmesidir. 15 Temmuz, Milli Mücadele'de kovaladığımız düşmanlarının Türkiye'ye bir fırsat bulup tekrar saldırması meselesidir. 15 Temmuz yüz yıllardır, asırlardır süregelen Anadolu istilasının bu çağdaki adıdır."

Usta, 15 Temmuz'un Türk milleti ile düşmanlarının tarihi bir hesaplaşması olduğunu belirterek, darbe girişiminde bulunanların, sadece bir şahsa, bir fikre değil, Türk milletinin tamamına, 80 milyona ve devletin tamamına saldırdığına değindi.

Devlette liyakatten uzaklaşılmamasının önemine dikkati çeken Usta, "Liyakatin dışında bakılacak tek kriter, ilgili kişilerin vatan haini olup olmadığıdır" dedi.

Ülkenin kısır çekişmelerden uzak tutulması gerektiğini belirten Usta, siyasetçilere de önemli bir görev düştüğüne işaret etti. FETÖ ile mücadelenin bütün düzeylerde doğru bir şekilde yürütülmesinin önemini vurgulayan Usta, siyaset kurumunun her düzeyinde de bu mücadelenin yapılması ve eğer varsa siyaset içindeki FETÖ'cülerin maskesinin düşürülmesi gerektiğini bildirdi.

FETÖ ile mücadele ederken Türk askerini ve ordusunu aciz gösterme gafletine düşülmemesinin önemini dile getiren Usta, ordu ve asker ile millet karşı karşıya getiriliyor gibi bir algının yaratılmaması gerektiğini vurguladı.

Usta, bu mücadelenin birlik ve beraberlik içerisinde başarıya ulaşabileceğini belirterek, büyük tehlikenin ancak böyle savuşturulabileceğini kaydetti.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, 15 Temmuz'daki darbe girişiminin büyük bir lütuf olarak kullanıldığını ve 20 Temmuz'da OHAL'in ilan edildiğini savundu.

OHAL'den sonra mahkeme önüne çıkarılmamış binlerce insanın bulunduğunu öne süren Beştaş, bunlar arasında başta HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve bazı HDP'li milletvekillerinin bulunduğunu, 170 gazetecinin ise şu anda tutuklu olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin siyasi ayağına ilişkin ise bir gelişmenin olmadığını ileri süren Beştaş, bunun açığa çıkarılmasını beklediklerini belirtti.

Beştaş, şu görüşleri ileri sürdü:

"OHAL, Türkiye'ye bir gıdım katkı yapmadı. Bırakın katkıyı, ilerlemeyi, OHAL vatandaşın can ve mal güvenliğini, kişisel güvenlik ve özgürlük hakkını, seyahat etme hakkını, çalışma hakkını, işkence görmeme hakkını, demokratik direniş hakkını, siyaset yapma hakkını ortadan kaldırmıştır, gasbetmiştir. OHAL'in uzatılması kesinlikle karanlığı derinleştirecektir. Türkiye'nin uçuruma doğru hızla yol aldığı bir dönemde, OHAL hepimizin birlikte kaybetmesine vesile olacaktır."

AK Parti Ankara Milletvekili Fatih Şahin, "Eğer terörist başı Fetullah Gülen 15 Temmuz özel oturumunda burada bir konuşma yapsaydı, anamuhalefet partisi Genel Başkanı'nın yaptığı konuşmanın aynısını yapardı." dedi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, OHAL'in 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, AK Parti'nin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, şehitler arasında ayrım yaptığını iddia ederek, "O gece Mecliste olan milletvekilleri arasında da ayrım yaptınız. 15 Temmuz gecesi burada olan muhalefet partisi milletvekilerinin fotoğraflarını albüme koymadınız, sadece Genel Başkan'ımız Kemal Kılıçdaroğlu albümde yer aldı." diye konuştu.

AK Parti'nin böylece, o gece Mecliste olan muhalefet milletvekillerini yok saydığını savunan Atıcı, "Bununla da 'darbeyi biz engelledik' mesajı verdiniz." ifadesini kullandı.

"Darbenin üzerine inşa edilen bir sistemle devleti yönettiğinizi zannediyorsunuz." diyen Atıcı, "O gece Başbakan tünelde iken, bakanların nerede olduğu bilinmezken, Cumhurbaşkanı bu darbeyi bir kelime ile özetledi, 'Bu darbe bize Allah'ın bir lütfudur' dedi. Siz darbeyi fırsata çevirdiniz." sözlerini sarfetti.

AK Parti Ankara Milletvekili Şahin de "O gece yaşananlar 1071'de yaşanan Malazgirt idi, 1453 İstanbul'un fethi idi, Kurtuluş Savaşı idi Kut'ül Amare idi. 15 Temmuz gecesi herkes Ulubatlı Hasan, Seyit Onbaşı, Nenehatun ve Kara Fatma oldu." diye konuştu.

"15 Temmuz'da nasıl şanlı bir direniş sergilediysek, darbe girişiminin birinci yıl dönümünde de birçok yerde, yurt içi ve yurt dışında etkinlikler düzenledik." diyen Şahin, OHAL'in sadece Türkiye'de uygulanmadığını ve gelecekte de sadece Türkiye'de uygulanmayacağını söyledi.

Fatih Şahin, OHAL'in Türkiye'de ilk kez 1987'de uygulandığını anımsatarak, "Millet, 1923'te kurduğu Cumhuriyet'i her türlü şerden kurtararak bugüne taşımış ve 21. yüzyılın en güçlü ülkelerinden birisi haline getirmiştir." dedi.

15 Temmuz 2016'da FETÖ tarafından millet iradesine darbe girişiminde bulunulduğunu ancak milletin geçmiş yıllardaki darbelerden ders çıkararak bu darbe girişimine engel olduğunu kaydeden Şahin, 15 Temmuz'dan sonra ilan edilen OHAL'in, bugün milletten kabul gördüğünü söyledi.

Şahin, şöyle konuştu:

"15 Temmuz için 'kontrollü darbe' denilmesi büyük bir iftiradır. Eğer terörist başı Fetullah Gülen 15 Temmuz özel oturumunda burada bir konuşma yapsaydı, anamuhalefet partisi Genel Başkanı'nın yaptığı konuşmanın hiç şüphesiz aynısını yapardı. Fetullahçı Terör Örgütü 1966'da ortaya çıktı, 60 yıldır devlet içerisinde örgütlenmiş bir yapıdır. Sadece sağ iktidarlar döneminde değil, sol iktidarlar döneminde de güçlenmiş ve büyümüştür. Çeşitli dönemlerde iktidar ortağı olan CHP de FETÖ ile mücadele konusunda hiçbir adım atmamıştır."

AK Parti'li Şahin, CHP Mersin Milletvekili Atıcı'nın, "sakalımın her bir teliyle FETÖ ile mücadele ediyorum." dediğini ifade ederek, "Biz canımızla, kanımızla, halkımızla yürütüyoruz bu mücadeleyi. Kıldan, tüyden mücadeleden bahsetmiyoruz." karşılığını verdi.

FETÖ ile mücadele eden ilk cumhurbaşkanının, Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Şahin, "Dün kimin kiminle olduğu konuşulabilir, tartışılabilir ancak asıl önemli olan bugün kimin kiminle olduğu, kimin kimin yanında durduğudur." dedi.

Şahin'e yanıt veren CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise "Gülen, 'sakın CHP'yi iktidara getirmeyin, onlara iktidarı teslim etmeyin, ne yaparsanız yapın onları engelleyin' diyor. Keşke CHP'nin tüm söylemlerini, o günkü iddialarını dinleseydiniz de o gün Meclisin üzerine bombalar yağmasaydı, 250 şehidimiz olmasaydı." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "15 Temmuz kalkışması esas itibarıyla küresel ölçekli bir projedir. O projenin realize edilmesinde içeride görev alan FETÖ de dahil olmak üzere hepsi birer piyon ve maşadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı hedefleyen küresel ölçekli bir projedir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, OHAL'in 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi görüşülüyor.

Canikli, görüşmeler sırasında Hükümet adına yaptığı konuşmada, OHAL'in, 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminin ardından 20 Temmuz 2016'da uygulanmaya konulduğunu anımsatarak, doğal olarak OHAL'in bütün boyutlarıyla konuşulduğunu, tartışıldığını ve değerlendirildiğini söyledi. Böyle olması gerektiğini, doğrusunun da bu olduğunu vurgulayan Canikli, ama belki çok fazla detaylı bilgiye hakim olamamaktan kaynaklı zaman zaman, OHAL ilanı ve yürütülmesiyle ilgili amaç dışı değerlendirmelerin yapılabildiğini hatırlattı.

15 Temmuz sonrasında çok vahim ve karanlık bir olaylar zincirinin ve hedeflerin olduğunun görüldüğünü belirten Canikli, şöyle devam etti:

"15 Temmuz kalkışması esas itibarıyla küresel ölçekli bir projedir. O projenin realize edilmesinde içeride görev alan FETÖ de dahil olmak üzere hepsi birer piyon ve maşadır. Küresel ölçekli çok büyük bir projedir ve aslında silsile olarak son yıllarda hayata geçirilmeye çalışılan projelerin devamı mahiyetindedir, daha büyük boyutlu, daha sert olanıdır. Öyle tanımlamak gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı hedefleyen küresel ölçekli bir projedir."

Canikli, 15 Temmuz'un hemen sonrasında Türkiye'nin tam bir yangın yerine döndüğünü, genel asayiş ve güvenliğin büyük oranda ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını bildirdi. Canikli, insanların, bütün toplumun can güvenliği dahil olmak üzere nizamın ve düzenin sürdürülmesi noktasında da çok ciddi bir olumsuz tablonun ortaya çıktığını belirtti.

OHAL uygulamasının böyle bir ortamda ilan edildiğine işaret eden Canikli, OHAL'in anayasal bir müessese ve uygulama olduğunu aktararak, "Böyle bir ortamda OHAL'in ilan edilmesi son derece doğaldır, gereklidir ve şarttır. 15 Temmuz sonrasında bütün şartlar fazlasıyla oluşmuştur." diye konuştu.

Bugüne kadar OHAL uygulamaları neticesinde özgürlük alanı daraltılan, temel hak ve hürriyetleri kullanılması sınırlandırılan, engellenen ve ertelenen hiçbir kişinin bulunmadığını belirten Canikli, hiçbir kimsenin bu anlamda olumsuz bir etkilenmeyle karşı karşıya kalmadığını ifade etti.

Canikli, daha önceki OHAL uygulamalarıyla son bir yıldır devam eden OHAL arasında dağlar kadar fark bulunduğuna dikkati çekerek, OHAL Kanunu'nun verdiği yetkilerin bir kısmını sayarak, bugüne kadar bir yıllık uygulama içerisinde bunlardan hiçbirinin kullanılmadığını, bu yönüyle bakıldığında şu andaki OHAL'in klasik anlamda bir olağanüstü hal uygulaması olmadığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Canikli, şu görüşlere yer verdi:

"O nedenle Başbakanımızın da ve diğer arkadaşlarımızın da 'OHAL'i esasında Hükümet kendisine ilan etti' cümlesi bu şekilde anlam kazanıyor ve hüküm ifade ediyor. Çünkü OHAL, esas itibarıyla bu özgürlüklük alanlarının daraltılması, kişilerin kullandıkları temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına imkan verdiği için geçmişte kullanılmıştır, uygulanmıştır, hayata geçirilmiştir. Ama bu dönemde bunların hiçbir tanesinde sınırlandırıcı, tahdit edici bir uygulama söz konusu olmamıştır. O nedenle rahatlıkla söyleyebiliyoruz. OHAL'i hiç kimse bu anlamda hissetmedi. Ne yaşam biçimi, ne düşünce itibarıyla bu özelliklerinden dolayı hiç kimseye ayrıcalıklı, farklı bir muamele söz konusu olmamıştır. Bir daraltma, engelleme, sınırlandırma söz konusu olmamıştır. Bunun aksini gösteren bir tane örnek yoktur. Genel uygulamalar çerçevesinde OHAL ilanından önce de uygulanan bir takım düzenlemeler, kararlar, kurallar söz konusudur. O çerçevede alınan kararlar, uygulamalar vardır. Ama onun dışında özel olarak son bir yıllık dönemde, OHAL ilanının başladığı dönemden bugün kadar bu anlamda herhangi bir daraltıcı düzenleme hayata geçirilmemiştir."

Türkiye yangın yerine döndüğü bir dönemde OHAL kararının alındığını hatırlatan Canikli, Türkiye'nin, dünyanın en kanlı 3 ayrı terör örgütüyle ve destekçileriyle aynı anda mücadele ettiğine dikkati çekti.

Canikli, "Dolayısıyla OHAL ilanı gerekliydi, şu anda da bu mücadele bitmemiştir. Çünkü saldırılar devam ediyor. Halen hem içeride, hem dışarıda bu terör örgütleriyle, dünyanın en kanlı 3 terör örgütüyle mücadele devam ediyor. Dolayısıyla OHAL'in ilanının şartlarının oluşumuyla ilgili hiçbir tereddüt söz konusu değildir." ifadesini kullandı.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.