TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

18 Temmuz 2017 Salı

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan cezaevindeki hasta tutukluların sorunları, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Niğde'nin sorunları, AK Parti Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Çankırı'da yaşananlara ilişkin gündem dışı söz alarak, birer konuşma yaptı.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, İstanbul'un son yılların en zor günlerinden birini yaşadığını belirterek, bu tür felaketlerin bir daha yaşanmaması için gereken tedbirlerin alınmasını istedi.

Mescid-i Aksa'nın da içerisinde bulunduğu eski Kudüs'ün giriş çıkışına 4 gündür izin verilmediğine işaret eden Usta, "Kudüs adeta abluka altında. İsrail İç Güvenlik Bakanı da 'Mescid-i Aksa bizim elimizde. Açılıp kapatılması konusunda ilk ve son söz İsrail'e aittir.' dedi. İsrail'in bu tutumunu kabul etmek mümkün değildir. Bu tutumu buradan kınıyorum. Uluslararası toplumun da bu konuda sessiz kalması anlaşılabilir bir durum değildir." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da şiddetli yağış sonrası İstanbul'un ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, Büyükşehir Belediye Başkanı'nın toprağın suya doyduğunu, dikkatli olunması gerektiğini ifade ettiğini aktardı.

Kerestecioğlu, "Dikkat, sadece çevreye gösterilen duyarlılıkla olabilecek bir şey. Vatandaşların dikkat edebileceği bir şey yok." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da İstanbul'da yaşanan doğa olayının çok büyük "bir afet" diye tanımlanamayacağını bildirdi.

Hükümetin, çok büyük bir afet tanımlamasıyla bu işin içinden sıyrılamayacağını anlatan Altay, şunları söyledi:

"İstanbul'u yönetenlerin 'bir afettir ne yapalım' diyerek işin içinden sıyrılmaları mümkün değildir. Selanik'te de metrekareye aynı miktarda yağmur yağdı. Selanik'te yağmurun yağma anı dışında yağmurun yağıp yağmadığı belli değilken, İstanbul'un bir göller abidesine dönüşmesini anlamak da mümkün değildir. Yeşillik sadece mezarlıklarda kaldıysa İstanbul'un böyle bir manzarayla karşı karşıya kalması çok doğal."

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise İstanbul'da bugün yaşananların "bir doğal afet" olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Keşke şarkıda söylendiği gibi 'Bu sabah yağmur var İstanbul'da' havasında olsaydı. Bir yıl içerisinde yağan yağmurun dörtte biri nispetindedir. Bu bir doğa felaketidir. Büyük bir felakettir, öyle yaz yağmuru falan değildir. İlgili bakanlık ve kurumlar çalışma içerisindedir. İnşallah kısa zamanda bu mağduriyet giderilecektir. Mesele sadece İstanbul değil, bir iklim değişikliği meselesi vardır. İstanbul'da yaşanan şiddetli yağış, iklim değişikliğine karşı genel duyarlılığı ve bir çalışma zorunluluğunu ortaya koyuyor. Küresel ölçekteki çalışmalara Türkiye'de destek veriyor. Engin beyin konuşmasında yağmurlarla siyasal ittifak içine girdiğini görüyorum."

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da İstanbullulara geçmiş olsun dileğini iletti.

HDP'nin ekonomik yaşamı derinden etkileyen uygulamaların tüm boyutlarıyla değerlendirilmesine ilişkin araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için söz konusu önerisini TBMM Genel Kuruluna getirdi.

Partisinin önerisi üzerinde söz alan HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası devletin yeniden dizayn edildiğini savundu. Irgat, 2000'li yıllardan bu yana tarım politikasını aslında Dünya Bankasının belirlediğini ve AK Parti hükümetleri döneminde bu politikalar dışında hiçbir politikanın hayata geçirilmediğini ileri sürdü.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da gübre ve mazot fiyatları ile birlikte her şeyin ücretinin arttığını, buğday fiyatlarının gerilediğini söyledi.

Tarım ürünlerinin de artık ithal edilmeye başlandığına dikkati çeken Varlı, "Canlı hayvan ithalata açıldı, fon düşürüldü. Et fiyatlarının yükselmesi üreticinin kabahati midir? Kendim de büyükbaş, küçükbaş üreten bir çiftçi kardeşinizim. Biz eti 18 liraya kestiriyoruz. Kasapta 50-60, markette 70 lira. Kim kazanıyor bundan parayı? Aradaki tüccar kazanıyor. Gelin bu aracıyı kaldıralım." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye'nin hızla siyasal ve ekonomik açmaza doğru ilerlediğini savundu. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan edildiğini anımsatan Emre, "OHAL ile birlikte parlamentonun işlevsiz bırakıldığı bir süreci yaşıyoruz." ifadesini kullandı.

AK Parti Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider ise KHK'ların tarıma, sanayiye, ekonomiye ve günlük hayata etkisinin konuşulabileceğini ama bunların hepsinin sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi için birinci şartın devletin varlığı olduğunu kaydetti.

Gizligider, "Bir yıl önce bugün, bu çatıya atılan bombalarla devlet yok edilmeye çalışıldı. Devlet yoksa hiçbirimizin hakkı, hukuku, ekonomisi, tarımı, ticareti de yok. Hainler, hizmet ettikleri efendileri tarafından kendilerine verilen devletimizi yıkmak, milletimizi bölmek, bayrağımızı indirmek ve 100 yıl önce yarım kalmış hesabı bitirebilmek için son olarak FETÖ maşasını kullandılar." değerlendirmesini yaptı.

Gizligider, 2017'nin ilk çeyreğinde kış dönemi olmasına rağmen tarımda yüzde 3.2 büyümenin olduğunu söyledi.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP'nin, Cerattepe maden sahasının ihale sürecinin araştırılmasına ilişkin önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Cerattepe maden sahasının ihalesinin" araştırılmasına ilişkin önerisini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.

Genel Kurulda, partisinin grup önerisi üzerine söz alan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvinlilerin kendilerini ortadan kaldırmaya çalışan bir madencilik faaliyetine karşı çıktığını söyledi.

Bölgedeki madencilik faaliyetine ilişkin gerçekleştirilen ihalede şaibelerin bulunduğunu öne süren Bayraktutan, konuya ilişkin bilirkişilerin "Ya Artvin ya maden" diyerek rapor hazırladıklarını, buna karşılık idare mahkemesinin işletme lehinde karar verdiğini savundu.

Danıştayın ise mahkeme kararında bozma nedenlerinden hiçbirinin bulunmadığını belirtiğini aktaran Bayraktutan, "Artvin Türkiye'nin en huzurlu illerinden bir tanesidir. O kent bize onurlu, şerefli olmayı öğretti. Bir işadamının ihtiraslarına Artvin'i kurban edemeyiz. Danıştay kararını kabul etmiyoruz. Bu karar paket karardır. Bu karar ihaleyi yapan şirketin başındakini, Artvin Valisi'ni bağlar. Bu bir paket ihaledir. Adaletle alakalı ciddi sıkıntılar var. Orası bizim yaşam alanlarımız. Cerattepeyi yağmacılara teslim etmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da Cerattepe konusunun bölgenin hassasiyetleri arasında yer aldığını söyledi.

Mahkeme kararlarına çıplak gözle bakıldığında insanın endişe duyduğunu belirten Usta, "Cerattepe'deki madencilik faaliyeti tabiatı ve orada yaşayanların sağlığını etkileyecek bir faaliyet. Bu işin bölge turizmine darbe vuracak bir yanı var. Turizm potansiyelini olumsuz etkileyecek bir faaliyettir. İhaleyi alan firma Türkiye'nin neresine bakarsanız bakın karşımıza çıkan bir firma. Bu da ayrıca bizi endişeye sevk ediyor." dedi.

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de Cerattepe'deki mahkeme kararına bakıldığında yargının da sermayeden yana karar verdiğinin görüleceğini öne sürdü.

Burada eş dost kapitalizminin hakim olduğunu iddia eden Kürkçü, "Artvin'de başlayan isyan, Türkiye genelindeki isyanın dilidir. Bu konuda bir araştırma yapılacak olursa Türkiye'nin son 20 yılının araştırılması gerekir. Artvin'e bakarak Türkiye, kendi geleceği hakkında bir fikir edinebilir." diye konuştu.

AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla ise ihaleye fesat karıştırılma meselesinin ciddi bir iddia olduğunu, Cerattepe için yıllardır ihaleye fesat karıştırıldığının iddia edildiğini ancak somut delillerle savcılığa bugüne kadar bir müracaat yapılmadığını aktardı.

İhaleye fesat karıştırıldığı yönündeki iddiaları araştırma görevinin yargıya ait olduğunu vurgulayan Kışla, "Mahkemenin verdiği karara saygı göstermek hepimizin vazifesidir. Mahkeme bizim arzumuz doğrultusunda karar vermişse o mahkeme 'adil', aleyhte karar verince o mahkemeler taraflı oluyor. Bu ciddi bir iddiadır ve mahkemelerin 'siyasi karar' verdiğini söylemek yargıya haksızlık olur. Bölgedeki zararı minimize etmek hepimizin görevidir. Ancak Artvin bu külfete tahammül ediyorsa nimetlerinden de yararlanmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

CHP'nin, Cerattepe maden sahasındaki ihale süreci ve mahkeme kararlarının araştırılmasına ilişkin önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol'un emniyet teşkilatının özlük haklarının iyileştirilmesi hakkında verdiği kanun teklifi görüşüldü.

Teklif üzerinde söz alan Erol, kürsüye, geçen günlerde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 23 yaşındaki öğretmen Necmettin Yılmaz'ın fotoğrafıyla çıktı. Sözlerine şehidin ailesinden özür dileyerek başlayan Erol, "Tunceli toprakları bizim için kutsal değerlere sahiptir. O topraklarda geleceğe umutla bakan ve çocuklarımızı yetiştiren bir öğretmenin kanının dökülmesi bizim için son derece üzüntü vericidir. O evladımıza da sahip çıkamadığımız için ailesinden de özür diliyorum. Bu olayı kınamak için, Tunceli'nin bir terör kenti olmadığını, Tunceli'nin bir Cumhuriyet kenti olduğunu kanıtlamak için, teröre direnmek için hayatımız pahasına irademizi ortaya koyacağız ve cuma günü 'teröre hayır' diye yürüyüş yapacağız. Bu yürüyüşümüze Parlamentomuzda görev yapan 550 milletvekilimizi de davet ediyorum." dedi.

15 Temmuz'da hain terör örgütüne karşı canını ortaya koyan güvenlik güçlerini kutlayan Erol, emniyet teşkilatının sosyal haklarının iyileştirilmesi için kanun teklifi verdiğini söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise fedakar emniyet görevlileri için yapılacak her şeyin yerinde olduğunu belirtti.

Bugüne kadar yapılan iyileştirmelere değinen Bostancı, "Daha iyisini yapmak elbette hepimizin düşüncesi. Buna ilişkin çalışmaları hep birlikte yapmayı ve o zaman değerli milletvekillerimizin katkılarını almayı ümit ediyoruz. Sayın Erol'a duyarlılıkları için teşekkür ediyorum. Zikrettikleri husus çok daha geniş bir şekilde ele alınıp, değerlendirilecektir. O zaman beraberce bir çalışma yapmayı ümit ediyorum" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 15 yıldır TBMM'de yer aldığını, polisin özlük haklarının iyileştirilmesine dönük defalarca kanun teklifi getirdiklerini ve her defasında Bostancı'nın yaptığı izahatla yetindiklerini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da yurdun her tarafında terörle mücadele yürüten asker ve polisi tebrik etti.

MHP'nin de Meclis Başkanlığına bu konuda verilmiş birçok teklifinin bulunduğuna değinen Usta, verilen tekliflerin komisyon gündemlerine alınmasını talep ettiklerini dile getirdi.

Erol'un teklifinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Elbette Türkiye'de adalet var ama adalet görevini yerine getirmek üzere görev yapanlara karşı bir adaletsizlik, haksızlık var." dedi.

Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

"Türkiye'de adalet var mı?" sorusunu yanıtlayan Bozdağ, "Elbette Türkiye'de adalet var ama adalet görevini yerine getirmek üzere görev yapanlara karşı bir adaletsizlik, haksızlık var." ifadesini kullandı.

2016 Yılı Adli Sicil İstatistiklerinin yayımlandığını anımsatan Bozdağ, geçen sene itibarıyla cumhuriyet savcılıklarında 7 milyon 398 bin 616, ceza mahkemelerinde yaklaşık 2,5 milyon, hukuk mahkemelerinde yaklaşık 3,5 milyon dosyanın, diğer mahkemelerdeki dosyaların da eklenmesiyle 15 milyon civarında işin olduğunu vurguladı.

Bakan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bu kadar iş yapılıyor. Bunların karara bağlananları, devam edenleri, soruşturması olanlar var. Bunlardan kaç tane konu Türkiye'nin gündeminde her gün tartışılıyor? Elinizi vicdanınıza koyun. 15 milyon adli işlem var. 15 milyon içerisinde parlamentoda milletvekillerinin veya dışarıda medyanın, başka çevrelerin tartıştığı karar, dava, ceza sayısına baktığınızda, mukayese ettiğinizde gerçekten çok az sayıda. 15 milyon iş yapılan yer var. 15 milyonda hadi diyelim 200 tane eleştirilen konu.

Yargı son dönemde bütün bu işleri yaparken bir sürü travmalar da geçirdi. Meslekten ihraçlar var. İstinafı kurduk. İstinafa, birinci sınıf hakimleri atayınca onların yerlerine aşağıdan birinci sınıf olanları getirdik. Bir hareketlenme oldu. Bütün bu şartlar altında gerçekten hakim ve savcılarımız görevlerini büyük bir özveriyle yapıyorlar ve milletimizin kendilerinden beklediği adaletin zamanında ve doğru tecellisi için çalışıyorlar. Ben Türkiye'de hakim ve savcılarımızın, görevlerini anayasa ve hukuka uygun yapma konusunda özverili çalışma yaptıklarına ve milletimizin adalet beklentisine olumlu cevap verdiklerine inanıyorum."

Yargıdan memnuniyet oranlarının çok yukarıda olmasının işin doğası gereği mümkün görünmediğini dile getiren Bozdağ, yargıya işi düşenlerin yarısının kaybettiğini, yarısının kazandığını ve kazananın da istediği gibi kazanamadığını belirtti. Bozdağ, buna rağmen 2016 yılı itibarıyla yargıdan memnuniyetin yüzde 52,4 olduğunu belirterek, "İşin doğası gereği zorluk da var. Buna rağmen 52,4'tür. Bu iyi bir rakamdır. Yargıya güven ise yargıya işi düşenlerle beraber işi düşmeyen bütün vatandaşların yargı hakkındaki kanaatini ifade eder." diye konuştu.

Bozdağ, yargıyı yıpratmanın hiç kimseye yarar sağlamayacağını anlattı.

Elbette eleştiriler olacağını ancak milletin adalete inancını zayıflatacak bir üslubu doğru bulmadığını söyleyen Bozdağ, şunları kaydetti:

"Hakim ve savcılarımıza büyük bir haksızlık yapıldığını ifade etmek isterim. Türkiye'de adalet de vardır. Adalet, hizmet eden ve bu görevini gerçekten fedakarlıkla yapan hakim ve savcılarımızda vardır ama onların verdiği kararlardan rahatsız olanlar da olacaktır. Bu işin doğası gereği her zaman olacaktır.

Yargıya güveni artırmak için önemli adımlar attık. Kalkan not sistemini yeniden getirdik. Hakimlere, savcılara istinaf ve temyiz mercileri not verecek. Denetimleri artırmak için adım attık. Komisyonda tasarı var. Teftişe alınacak müfettiş sayısını artırıyoruz. Rutin denetimleri vaktinde ve etkin bir şekilde yapacağız. Yargı bundan sonra bir şikayet olduğunda o şikayeti kaç gün içinde karara bağlayacağını, şikayet eden vatandaşa verecektir. Bunun uygulamasını getirdik. Yönetmeliğini çıkardık. 1 Ocak 2018 itibarıyla da uygulamasını başlatacağız. Adli Veri Bankası diye bir banka kurduk. Bu da çok önemli. 1 Ocak 2017'de yürürlüğe girdi. Yargıya ilişkin ne kadar soru soracaksanız bütün bu soruların hemen hemen tamamına cevap verecek bir sistem."

Öte yandan, tasarının ikinci bölümü üzerinden siyasi parti grupları adına konuşmalar yapıldı.

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuka entegresi için büyük çaba harcandığını belirtti. Bu sistemin günümüzde kolaylaştırıcı unsur olarak hayata geçirildiğini ifade eden Aldan, birçok eksiklik bulunduğunu öne sürdü.

Düzenleme ile tek başına bir mahkeme başkanına yetki verilmesinin son derece sakıncalı olduğunu savunan Aldan, "Zira bu durum önemli davalara atanacak hakimin üzerinde kuşku bulutları oluşturacaktır. Uygulamada bu durumun sıkıntılarını bir süre sonra göreceğiz." değerlendirmesini yaptı.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası yargıda ciddi sorunların bulunduğunu, ciddi kaygıların var olduğunu iddia eden Aldan, "Soruşturmalar kapsamında verilen kararlara ilişkin kaygılar gün yüzüne çıkmaktadır. Hakimlerin üzerinde büyük bir ürkeklik söz konusudur. Özellikle İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin başına gelenlerden sonra hakimler ciddi anlamda karar vermekte güçlük çeker hale gelmişlerdir. Bu önemli bir handikaptır." görüşünü aktardı.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da olağanüstü hal (OHAL) sürecinde 25 bin kadının görevden ihraç edildiğini söyledi. Türkiye'de kadın hakları için çok kez mücadele yürüttüklerini ifade eden Kerestecioğlu, yapılan haksızlıklar karşısında yine en büyük direnci kadınların gösterdiğini kaydetti.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası en çok zarar gören kurumların başında yargının geldiğini vurguladı. Mevcut hakim ve savcı kadrolarının üçte birinin görevinden ihraç edildiğine ve bunlardan önemli kısmının tutuklu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "FETÖ ile mücadele kapsamında meslektaşlarını tutuklamaktan çekinmeyen hakim ve savcıların varlığı FETÖ ile mücadelede bize umut vermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, yargının sorunlarının başında personel açığının geldiğini, yaşanan süreçte bu sorunun daha da arttığını dile getirdi. Bu açığın atamalarla kapatılmaya çalışıldığına değinen Erdoğan, gerçekleştirilen hızlı atamaların sakıncalarının gözardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Şahsı adına söz alan AK Parti Giresun Milletvekili Sabri Öztürk, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesiyle önemli bir hukuk reformunun yapıldığını, hak arama özgürlüğü ve adil yargılama hakkının temini bakımında hızlı ve etkin bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için önemli bir adımın atıldığını ifade etti.

İstinafın faaliyete geçtiği bir yıllık süreçte usul hükümlerinin uygulanması ve teşkilat yapılanmasında ortaya çıkan birtakım aksaklıkların giderilmesi için kanun değişikliğin yapıldığını hatırlatan Öztürk, tasarı ile getirilen değişiklikleri anlattı.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, daha sonra birleşime ara verdi.

Bahçekapılı, aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine birleşimi bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.