TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümünde yer alan 14 maddesi kabul edildi.

11 Ekim 2017 Çarşamba

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

Aydın ve siyasi parti temscilcileri, TÜPRAŞ'ın İzmir Rafinerisi'nde meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 4 işçiye Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, BM tarafından 11 Ekim'in "Dünya Kız Çocukları Günü'' olarak ilan edildiğini belirterek, Türkiye'de son altı yılda evlenmek zorunda bırakılan kız çocuğu sayısının tespit edilebilen resmi rakamlara göre 232 bin olduğunu söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, TÜPRAŞ'ta meydana gelen kazayı anımsatarak, taşeron işçi çalıştırmanın güvencesiz işçi çalıştırmak olduğunu ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan'ın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Eşitlik ve Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu Genel Raportörlüğüne seçildiğini aktararak, bunun Türkiye ve Meclis için bir gurur vesilesi olduğunu dile getirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, dün HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay'ın TBMM Grup Toplantısı'nda AK Parti İktidarını ima ederek, "Bir gece ansızın gidebilirsiniz." diye çok talihsiz bir açıklamada bulunduğunu hatırlattı.

Muş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha önce birçok kez terör örgütlerine karşı Genel Başkanımız tarafından kullanılan, 'bir gece ansızın gelebiliriz' sözlerini HDP olarak kendi üstlerine alınmış olacaklar ki terör örgütü adına bunun tam zıttını kullanarak, 'bir gece ansızın gidebilirsiniz.' açıklamasında bulunmuşlardır. Bizler, 'terörle aranıza mesafe koyun' dediğimizde sürekli inkar edenler, terör örgütünün siyasi sözcüsü gibi Türk milletine parmak sallamaktan vazgeçmemektedir.

Hatırlarsınız, bir zamanlar FETÖ mensupları da 'helikopterle kaçacaklar', 'Malezya'ya kaçacaklar' diyorlardı. Peki ne oldu? Bu ülkenin meşru iktidarı ve onun temsilcileri kaçtı mı? Hayır. Peki bu tehditleri yapan FETÖ mensubu darbeciler ne yaptı? Ya yargıya hesap verdiler ya da gözlerini kaçak olarak yurt dışında vatan hainlerinin çiftliğinde açtılar. Allah'ın izniyle biz, vatanımızı düşmanımıza bırakıp kaçmayız. Bunu 17-25 Aralık'ta da 15 Temmuz'da da gösterdik."

HDP'nin eski iki milletvekilinin yargılama safhası bitmeden neden kaçtığını soran Muş, "Bu kaçanlar HDP'li vekil değil miydi? Burası bizim vatanımız. Hiçbir suretle bu vatanı ne teröristlere ne de onun destekçilerine bırakmayız. Terör örgütünün İdlib sözcülüğüne soyunup Mehmetçik'i DAEŞ ile bir tutanların, aklını başına almalarını tavsiye ediyorum. Hiç kimse Türkiye'yi bir terör örgütüyle yan yana gösteremez. Hele de terör ile bu kadar iç içe geçmiş bir siyasi yapı asla böyle bir iddiada bulunamaz. Milletimiz müsterih olsun Türkiye olarak PKK, DAEŞ, PYD ve FETÖ'nün üstesinden gelecek güce ve kudrete sahibiz." değerlendirmesini yaptı.

Sataşmadan söz alan HDP Grup Başkanvekili Yıldırım ise "AKP Genel Başkanı, Kürdistan Bölgesel Özerk Yönetiminin sahasına, 'ansızın bir gece gelebiliriz' diye askeri müdahale hakkını kendinde göremez. Eş Genel Başkanımız, 'seçimlerle, demokratik siyasetle bir gece ansızın gidebileceğinizi' ifade etmiştir. Bu bizim partimizin ve grubumuzun sahiplendiği bir husustur." ifadesini kullandı.

Yerinden söz alan Muş, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu belirterek, "Bir gece ansızın seçim yapılmaz. Burada demokratik bir yöntemle, seçimlerle gidecekler diye bir ifade yok." dedi.

Karşılıklı konuşmaların devam etmesi üzerine Aydın, birleşime ara verdi.

Muş ve Yıldırım arasındaki tartışma verilen arada da kısa bir süre devam etti.

Öte yandan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan muharrem ayı, CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım seçim bölgesinin sorunları, AK Parti İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati ise bazı AK Parti milletvekilleriyle birlikte Kudüs'e yaptıkları ziyarete ilişkin gündem dışı birer konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulunda, MHP, HDP ve CHP'nin verdiği grup önerileri görüşüldü.

Genel Kurulda ilk olarak, Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamadığı için Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile birlikte köy ve mahallelerde yaşanan sıkıntıların bugün görüşülmesine yönelik MHP'nin grup önerisi ele alındı.

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek önerge üzerinde yaptığı konuşmada, ilgili kanun ile bazı köylerin tüzel kişiliğinin kaldırıldığını ve bu nedenle birçok köyün hizmet alma noktasında sıkıntı yaşamaya başladığını söyledi.

Yasayla birlikte vatandaşların planlama ile ilgili de sıkıntılar yaşadığını ifade eden Şimşek, köylerde planlama yapılmadan hayata geçirilen yasanın belediyeler ile vatandaşı karşı karşıya getirdiğini öne sürdü.

Şimşek, ayrıca Ankara'da metro hizmetlerinin Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına devredildiğini anımsattı. Adana metrosunun gider ücretlerinin ise belediye bütçesinden karşılandığını anlatan Şimşek, "Belediye gelirinin yüzde 40'ı çalışmayan metroya gidiyor. Bu adaletsiz yaklaşımdan vazgeçilmesini ve Adana metrosunun da Bakanlığa devredilmesini istiyoruz." diye konuştu.

CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın ise kanun ile köyde yaşamın çok zor hale geldiğine dikkati çekti. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce hiçbir sivil toplum örgütünün görüşünün alınmadığını öne süren Akaydın, "Bence bu siyasi bir karardı. Bunun hiçbir şekilde akılla mantıkla ilgisi yoktu. Cumhurbaşkanından randevu aldık ve kendisine bu işin sakıncalarını aktardık. Uygulamanın bir yerelleşme değil, merkezileşme olduğunu dile getirdik. Sözlerimizi dinletemedik. Şu an belediyelerin alanları genişletildi ancak bütçeleri aynı. Örneğin Antalya Belediyesi şu an hiçbir iş yapamıyor. Şu anda köylü büyük bir panik içinde. Mart ayında suyuna, harçlarına gelecek zammı bekliyor." dedi.

AK Parti Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman da 2004 yılında pilot illerde başlatılan uygulamanın başarılı olması ile 2008'de çıkarılan yasa uygulamasının genişletildiğini anımsattı.

Birçok belde belediyesinin çalışan maaşlarını dahi ödeyemezken yasayla birlikte dönüşümün hissedildiğini ve halkın yaşam kalitesinin artırıldığına işaret eden Yaman, "Yasa ile ilçelerdeki dönüşüm hissedilmiş, halkın yaşam kalitesi artmıştır. Birçok beldenin bırakın alt yapıyı üst yapısı dahi yokken bugün devasa projelere imza atılmaktadır. Tüm ilçelerde büyükşehir belediyeleri ile ortak projeler hazırlanarak halkın yaşamı kolaylaştırılmıştır. Bu yasa çıkmamış olsaydı bugün birçok ilçemizde hizmet verilemezdi." diye konuştu.

HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, yetki tanımlarının araştırılmasına ilişkin verdikleri grup önerisi adına söz aldı.

Başaran, 2016 yılında işkenceye uğradığı iddiasıyla binlerce kişinin İnsan Hakları Derneğine müracaat ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz günlerde Muğla'da çıplak şekilde yere yatırılan 7 kişinin işkenceye maruz bırakıldığı görüldü. Daha dün kayıplarını anmak isteyenler biber gazı ve tazyikli su ile müdahaleye maruz bırakıldı. Kadına şiddetle ilgili birçok vaka da kamuoyuna yansımakta. Amasız fakatsız Anayasa'nın ilgili maddesinde hiç kimseye eziyet ve işkence yapılamaz diyor. Anayasa'nın amir hükmü bunu öngörüyor. İşkence insanlığa karşı suçtur. SİHA'lar cellat oldu, hakim oldu, savcı oldu insanları katlediyor."

Başaran'ın konuşması sonrasında söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, önceki dönemlerde tartışmaya neden olan insansız hava araçlarının hedefinin insanların can ve mal güvenliğini tehdit eden teröristler olduğunu söyledi.

İHA ve SİHA'ların terörle mücadele kapsamında kullanıldığını vurgulayan Muş, "Bunların öyle cellat olma, hakim olma, savcı olma gibi bir görevi yoktur. Onların görevi terörle mücadeledir." dedi.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan da Türkiye'nin birçok terör örgütüyle mücadele ettiğini ve bu müdadelede çeşitli önleyici tedbirlerin uygulandığını anlattı.

Erdoğan, "PKK'lı kan emiciler yere yatırılmayacak da koltuk mu tahsis edilecekti? Üzerindeki elbiseler tuzaklamalara karşı çıkarılmayıp da takım elbise mi giydirilecekti. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir karış toprağına göz dikenin yeri o toprağın altıdır. Terörle mücadelede güvenlik güçlerinin tüm haklı eylemini destekliyoruz." ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem de terör örgütleri tarafından kaçırılan askerlerin akıbetinin araştırılması ile ilgili verdikleri grup önerisi adına söz aldı.

Türkiye'de yargının en çok siyasallaştığı dönemde olduklarını öne süren Erdem, "Sadece 2012 yılında yüzlerce IŞİD'ci gözaltına alınmış ve serbest bırakılmış. Yargı bu yapılara karşı daha hassas olmalı. Arabasından TNT çıkan bir adamı serbest bırakan savcı devletine ihanet etmiştir." dedi.

Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Türkiye Cumhuriyeti devleti terör örgütlerine karşı kararlı şekilde mücadele etmektedir. Bahsedilen terör örgütüyle ilgili yüzlerce kişi tutuklanmış, şüpheli görülenler sınır dışı edilmiş. Fırat Kalkanı Harekatı'yla beraber DEAŞ'a koalisyon devletlerinin vuramadığı darbeyi Türkiye Cumhuriyeti devleti tek başına vurmuştur. Sanki bunlar yokmuş, sanki Türkiye bu operasyonları yapmamış gibi... Buradan imalarda bulunarak kendi ülkesini bu denli suçlayacak kadar konuşma yapması ne bu kürsüye, ne parlamentoya ne de milletvekilliğine yakışmamıştır. Kimse bu sayın milletvekiline mahkemenin siyasalmaşmadığını anlatamazmış. Bu konuşmayı yadırgamadım çünkü 'Türkiye ile İran arasında bir savaş çıkarsa İran'ı tutarım' diyen bir milletvekilisiniz siz. O açıdan bu konuşma size yakışmıştır."

Erdem ise Muş'un açıklamalarının kendisine yakışmadığını, söz konusu cümlenin kendisine ait olmadığının da mahkeme kararı ile sabit olduğunu söyledi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise son 15 yılda gerçekleştirilen adımlarla güçlenen Türkiye'nin, bazı çevrelerin hedefi haline geldiğine işaret etti.

Ülkenin güvenliği ve vatandaşların huzuru için operasyonların düzenlendiğini ifade eden Tunç, yaşanan operasyonlarda şehitlerin de bulunduğunu, kendisiyle irtibatın kesildiği askerlerin de olduğunu aktardı.

Türkiye Cumhuriyeti ordusunun hiçbir askerini geride bırakmadığının altını çizen Tunç, "Terör örgütleri kendilerini güçlü göstermek için çeşitli propaganda yolu izlemektedir. Terörle mücadele açısından böyle bir araştırma açılması konusu sakıncalıdır. Terörle mücadele ve güvenlik güçlerinin motivasyonu açısından bu araştırma önergesi uygun değildir." diye konuştu.

Yapılan oylamalarda, MHP, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

AK Parti İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli, İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın iş uyuşmazlıklarına çözüm noktasında büyük ivme kazandıracağını ve yargının dosya yükünün azalacağını söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

CHP Grubu adına söz alan Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, toplumda uzlaşma kültürünün artmasını son derece önemli ve değerli bulduğunu belirterek, tasarının bu haliyle hızlı, etkin ve daha az masrafla yargılama yapılamayacağını, iş davaları sayısını da artıracağını savundu.

Zorunlu arabuluculuğun yargının özelleştirilmesi olduğunu öne süren Demirtaş, "Bu sistem ile iş yargısı adeta özelleştirilmektedir. Adalet dağıtmı zorunlu olarak hakimlerin elinden alınarak, arabuluculara verilmektedir. Adalet taşeronlaştırılmaktadır. Arabuluculuk sistemi, özü itibarıyla aslında bir pazarlık sistemidir. İşçi, zorla bu pazarlık masasına oturtulacaktır." diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise zorunlu arabuluculuğun bazı hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde yargılamayı hızlandırmak ve mahkemelerin iş yükünü azaltmak adına çok önemli bir yöntem olsa da bu kurumun bireysel iş uyuşmazlıklarının çözümünde beklenen amacı sağlayamayacağını düşündüklerini ifade etti.

Taşeron işçilere ilişkin düzenlemeyle ilgili hükümeti samimi ve dürüst olmaya davet eden Kalaycı, "Taşeron işçilerin her geçen gün artan sorunları artık çözüme kavuşturulmalıdır. Çalışma şartları ve ücretleri acilen iyileştirilmelidir. Bu kölelik sistemine, sömürü düzenine artık son verilmelidir." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri hakkında düzenlenen fezlekeler ve tutuklanmalarına sebep olan dosyaların, yaptıkları konuşmalar ve siyasetçi olmaktan kaynaklı yürüttükleri siyasi etkinlikler olduğunu öne sürdü. Yıldırım, "İddianamelere konu olan konuşmaların büyük çoğunluğu Mecliste yapılmış konuşmaların tekrarı niteliğindedir." dedi.

Şahsı adına söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli ise tasarı ile yapılan düzenlemeleri anlattı. Sürekli, "Bu yasa, arabuluculuk konusunda hız getirecektir. İş uyuşmazlıklarında çözüm noktasında büyük bir ivme kazandıracak ve yargının dosya yükü azalmış olacaktır." dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, FETÖ soruşturmaları sürecinde bugüne kadar 507 avukat hakkında tutuklama kararı verildiğini, 3 bin 906 hakim ve savcının görevden uzaklaştırıldığını belirtti.

Gül, İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın 2. bölümünün görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Korkuteli Cumhuriyet Savcısı Kadir Küçüköner'e yönelik saldırıyı kınayan Gül, "Kendisinin durumu çok şükür iyi. İnşallah yakın zamanda sağlığına kavuşacak. Yine Kocaeli'de bir meslektaşımız, avukat Mehmet Sami Geredeli bir saldırıda hayatını kaybetti. Taziyelerimi iletiyorum. Her iki olayın da faili belirlenmiş. Gerekli soruşturmalar adli makamlarımızca yapılmaktadır. Yargı camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum." dedi.

Adalet çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili çalışmalara değinen Gül, adliyeye gönderilen ödeneklerin ve adliye çalışanlarının güvenliğine ilişkin her türlü tedbirin alınmaya devam ettiğini söyledi.

Özlük haklarına ilişkin iyileştirmeler kapsamında daha önce çıkarılan KHK ile ceza infaz koruma memurlarına yıpranma payı getirildiğini anımsatan Gül, bu hususlarla ilgili çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Abdulhamit Gül, adliye binalarının fiziki yapıları konusunda, "Merdiven altlarında hizmet veren adliyeler, AK Parti hükümetleriyle birlikte çok güzel fiziki imkanlara kavuştu. 'Daha iyisi mümkün' diyor ve çalışmalara bu yönde devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Gül, hakim ve savcı alımlarında en düşük puanın tüm zamanlarda 54, son sınavda ise 63 olarak belirlendiğini dile getirdi.

Abdulhamit Gül, FETÖ soruşturmalarının yargı kanadına dönük çalışmalarının da titizlikle devam ettiğini belirtti.

Soruşturmalarda bugüne kadar 507 avukat hakkında tutuklama kararı verildiğini anlatan Gül, "Soruşturma sürecinde 3 bin 906 görevden uzaklaştırılan hakim ve savcı var. Bunlarla ilgili OHAL Kurulunun vereceği karara karşı itiraz yolu var. 100 bine yakın müracaat var. Komisyon bağımsız şekilde çalışıyor. Daha önce ihraç edilen kamu görevlisinin iadesiyle ilgili hukuki hiçbir yol yoktu. Dolayısıyla ilgililer OHAL Kurulunun farklı karar vermesi durumunda yargı yoluna başvurabilecek." açıklamasında bulundu.

Adalet Bakanı Gül, OHAL kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilen açlık grevindeki tutuklu Nuriye Gülmen'in hastanedeki durumuna da değindi.

Gülmen'in ilgili doktorların nezaretinde yürütülen muayene ve tetkiklerinin devam ettiğini dile getiren Gül, "Hastanenin doktor heyetince yürütülen tetkik faaliyetleri devam ediyor. Yoğun bakımdaki enfeksiyon riski dolayısıyla doktorların normal odaya alınması yönünde bir tavsiyesi oldu. Bunun üzerine normal tutuklu odasına alınmıştır. Gülmen'in beşeri ihtiyaçlarıyla ilgili destek olması için refakatçi konusunda imkan sağlanacaktır."

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, FETÖ ile mücadele konusunda, "OHAL Komisyonu çalışmaya başladığı için kurumların kendi uhdesinde bulunan dosyalar talep edilmekte, bunlarla ilgili karar verilmektedir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümünde yer alan maddeler üzerindeki görüşmeler sürüyor.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, FETÖ soruşturmaları kapsamında bazı aksaklıkların yaşandığını savundu.

Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan er, erbaş, askeri öğrenci hususunun bir yara haline geldiğini belirten Usta, şöyle konuştu:

"Bize intikal eden er ve erbaşların dosyalarında hiçbir şey bulunmamaktadır. Bir askeri öğrencinin darbeci olduğunu düşünmek zaten akla ziyan bir durumdur. Ailelerin bir çoğu perişan vaziyette. Kimi komşusundan borç almış gelmiş, kimi parklarda yatıyor. Bu insanlar ailelerince devlete emanet edilmiş kişiler. Bu askerler komutanlarını kendisi seçmedi, birliklerini de kendisi seçmedi. 'Tatbikat var' denilerek bu çocuklar götürülmüş. Bu öğrencilerin, erlerin tutuksuz yargılanma imkanı yok mudur? Lütfen bu konuda bir adım atılsın ve bu drama bir son verilsin. İnsanımızı devlete küstürmeyelim."

Olay günü hiç silah kullanmamış ama hain damgası yiyen erlerin bulunduğuna işaret eden Usta, "Ölen askerler arasında elinde silah olup da halkın üzerine ateş etmeyen ve komutanları tarafından vurulanlar mevcut. Devlet bunlara hain gözüyle baktı. 20 gün sonra 25 gün sonra çöp poşetleri içerisinde çocuklarını aldı aileler. Elinde barut izi yok, silah kullanmamış çocukların olduğu ortaya çıkıyor. Aileler perişan. Bu durumda olanların incelemesi yapılarak itibarları iade edilsin. Suça bulaşanlar da tabii ki cezalandırılsın."

Yerinden söz alan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise Anayasa'nın 138. maddesine göre görülmekte olan davalarla ilgili hususların değerlendirilmesi ve müzakere edilmesinin doğru olmadığını söyledi.

Algıyı farklı yöne çekecek ifadelerde daha dikkatli olunmasında fayda olduğunu belirten Gül, şöyle devam etti:

"OHAL Komisyonu çalışmaya başladığı için kurumların kendi uhdesinde bulunan dosyalar talep edilmekte, bunlarla ilgili karar verilmektedir. Kurumların karar vermesini engelleyecek bir durum yoktur ama kurumların verdiği karara karşı yargı yolu yok. Dolayısıyla OHAL Komisyonu çalışmaya da başladı. Bir an evvel yargı yolunu açmak adına çok önemli bir reform. Dolayısıyla OHAL Komisyonunun karar vermesi için kurumların yardımcı olması da doğal. Çünkü, ona karşı yargı yolu da açıktır."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.