TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı kabul edilerek, yasalaştı.

12 Ekim 2017 Perşembe

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "İktidar partisi AK Parti iken, AK Parti'nin kendi iktidarını düşürmek için darbe yaptırdığı iddiasında bulunmak akıl, mantık ve izan yoksunluğundan başka bir şey değildir." dedi.

Gündem dışı söz alan CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak, seçim bölgesinde kurulması planlanan balık üretim çiftlikleri için seçilen yerlerin birinci derece SİT alanı olduğunu belirtti.

Dünyada bu tür çiftliklerin soğuk ve açık denizlerde yapıldığını kaydeden Çakmak, söz konusu çiftliklerin, denetimi kolay olan ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde kurulmasını istediklerini söyledi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili İbrahim Halil Fırat, 15 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde Adıyaman'da eğitimden sağlığa kadar birçok alanda yatırım yapıldığını ve hizmet verildiğini belirtti.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, cezaevlerinde çeşitli sorunların yaşandığını ifade ederek, buralarla ilgili bazı işkence iddialarının da gündeme geldiğini savundu.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, üniversiteye giriş sisteminin bu kadar sık değiştirilmesini anlamanın mümkün olmadığını belirterek, "Bir defa ne olursa olsun, ister iyi ister kötü olsun, bu tür meselelerde bir istikrar kazandırmak lazım." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Türkiye'nin demokratik cumhuriyet haline dönüşmediğini savunarak, yapılan yanlış uygulamalar sonunda, eğitim ve sağlık alanında tekrar 2002 yılına dönüldüğünü ileri sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen'in, bir televizyon kanalında katıldığı programda "15 Temmuz darbesini AK Parti'nin kendisinin yaptığı" şeklindeki sözlerini kınadığını söyledi. Muş, "Bu sözler, halen yargılamaları devam eden FETÖ mensubu darbecileri kurtarma ve aklama çabasından başka bir şey değildir. Darbe girişiminde bulunan bazı FETÖ'cüler bile suçlarını itiraf ederken, CHP Milletvekili bu tip iddialarda bulunarak, neyi amaçlamaktadır?" diye konuştu.

Muş, "İktidar partisi AK Parti iken, AK Parti'nin kendi iktidarını düşürmek için darbe yaptırdığı iddiasında bulunmak akıl, mantık ve izan yoksunluğundan başka bir şey değildir. Hiçbir somut delil olmadan 'Darbeyi AK Parti yaptı' diyerek siyasi fırsatçılık yapmaya çalışmak, ucuz bir siyaset anlayışıdır. 'Çamur at izi kalsın' siyaseti gütmek, kirli bir zihniyetin tezahürüdür." dedi.

CHP'li Pekşen tarafından darbe girişiminde şehit olanlarla ilgili "öngörülemeyen sonuç" ifadesinin kullanıldığını dile getiren Muş, bunun, şehitlerin ruhuna ve millete karşı çok büyük bir saygısızlık olduğunu, vatandaşların boşu boşuna şehit düşmediklerini vurguladı.

Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "15 Temmuz darbesi, öngörülen, duyumu alınan ama başta TSK'ya ve yargıya sızmış hain FETÖ'cüleri enselemek, toptan derdest etmek için öngörüldüğü halde harekete geçmelerini beklemek suretiyle bu harekete imkan verilmesi, aziz milletimizin 251 şehit vermesine sebep olmuştur." ifadesini kullandı.

Bu şehitlerin hiçbirinin boşu boşuna ölmediğini belirten Altay, "251 şehidimiz kabir azabı çekiyor, kemikleri sızlıyor. Niye? Bu insanlar, elbette boşu boşuna ölmedi, bu devletin, Cumhuriyet'in bekası için öldü. Bu insanlar boşu boşuna ölmediyse FETÖ darbesinin siyasi ayağını da ortaya çıkarmamız lazım ki onların ruhları şad olsun, onlar huzur içinde uyusun." diye konuştu.

Pekşen'in, "15 Temmuz darbesini AK Parti yaptı" demediğini kaydeden Altay, böyle bir iddialarının da olmadığını belirtti.

Altay, "15 Temmuz darbesi önlenebilirdi. 251 şehidimizin kanı üzerinden siyaset yapmak da doğru değil. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum." dedi.

AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, AK Parti'nin 15 yıllık iktidarında KOBİ'lere, KOSGEB'e büyük destekler verildiğini belirterek, "Daha önce KOSGEB'in adını bilmeyen KOBİ'ler şimdi büyük imkanlardan faydalanmaktadır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, MHP, HDP ve CHP gruplarının önerileri görüşüldü.

Danışma Kurulu toplantısında oy birliği sağlanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan önerilerden, ilk önce MHP Grubu'nun, sanayi politikalarının eksik yönlerinin tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik araştırma komisyonu raporunun bugün gündeme alınmasına ilişkin önerisi ele alındı.

Öneri üzerinde söz alan MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, sanayi politikalarının önemine, bu alandaki sorunların giderilmesinin Türkiye'nin öncelikli adımlarından biri olması gerektiğine işaret etti.

Türkiye'nin güçlü yarınlara ulaşmasının yolunun ekonomik kalkınmadan geçtiğini belirten Tanrıkulu, "Tüketerek değil, üreterek bir büyüme yoluna girmemiz lazım. Ekonomik büyüme için de hem beşeri sermaye hem yönetişim desteğine hem de imalat sanayi desteğine ciddi anlamda ihtiyacımız olduğunu belirtiyoruz." diye konuştu.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, KOSGEB'in AK Parti'nin arka bahçesi konumuna dönüştüğünü, özellikle 15 Temmuz sonrası görevden alınanların yerine iktidar partisiyle bağlantılı kişilerin getirildiğini ileri sürdü.

CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan da iktidarın yanlış dış politikasının sanayiyi ve ihracatı olumsuz etkilediğini söyledi.

"Bir ülkede üretim ayağa kalkmazsa işsizlik de çözülmez, yoksulluk da çözülmez" diyen Tarhan, üreten bir toplum olmak için eğitime önem verilmesi gerektiğini vurguladı.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın'ın grup önerisinin görüşmeleri sırasında birleşime ara vermesine MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta tepki gösterdi.

Ara sonrası yerinden söz alan Usta, MHP Grup önerisinin oylamasının yaklaştığını ancak salonda muhalefet milletvekillerinin sayısının iktidara mensup milletvekillerinin sayısından çok olması nedeniyle birleşime ara verildiğini ileri sürerek, Meclis Başkanvekili Aydın'ın bu tutumunu tarafsız bulmadığını ve kınadığını söyledi.

Aydın ise "kınama" kelimesinin yanlış ve yakışıksız olduğunu, kendisinin İçtüzük doğrultusunda tarafsız bir yönetim sergilediğini belirterek, "Her halimizi siz bilecek değilsiniz. Henüz konuşmalar devam ediyor, oylamaya geçilmiş değil. Ben 39 derece ateşle burada oturuyorum, ilaç alıyorum." şeklinde konuştu.

Usta'nın "Sayın Başkan eğer hastaysanız geçmiş olsun. Başka Meclis Başkanvekilleri de var. Onlar da bu oturumları idare edebilirler. O da sizin takdiriniz, ben onu bilmem." sözlerine Aydın ise "Başka ihtiyacımız da olabilir arkadaşım. Üstelik bu benim takdirim. Hemen art niyetle ara vermişiz gibi bizi yaftalamanız, kınamanız hiç yakışık alır bir durum değil." karşılığını verdi.

Ardından MHP Grup önerisi üzerindeki görüşmelere devam edildi.

AK Parti Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Şahin Tin ise partisinin 15 yıllık iktidarında sanayiye yönelik önemli çalışmalar yapıldığını söyledi.

Tin, "AK Parti 15 yıllık iktidarında KOBİ'lere, KOSGEB'e büyük destekler vermiştir. Daha önce KOSGEB'in adını bilmeyen KOBİ'ler şimdi büyük imkanlardan faydalanmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Daha sonra HDP Grubu'nun, yargının içinde bulunduğu duruma ilişkin araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi ele alındı.

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar önerge sahibi olarak yaptığı konuşmada, Türkiye'de yargı kararlarının bir garabete dönüştüğünü, yapılan tüm uyarılara rağmen iktidarın bununla ilgili duyarlılık ortaya koymadığını ifade etti.

Partisinin yöneticilerinin tutukluluk hallerini de eleştiren Sancar, "Cumhuriyet tarihi boyunca bu kadar keyfi, mesnetsiz iddianameler yazılmamıştır. Adaleti yerle bir ederseniz bunun altında ağır bir şekilde kalırsınız." dedi.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak da HDP'nin önergesinin içeriğine bakıldığında, yargının siyasallaşmasına çözüm aramak için değil, tutuklu HDP'li yöneticiler için gündeme getirildiğinin görüleceğini, bu nedenle öneriyi desteklemeyeceklerini bildirdi.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise konuşmasında partisinin tutuklu milletvekili Enis Berberoğlu'nun durumuna değinerek, "Biz daha en başında Berberoğlu'nun tutuklanmasının siyasi olduğunu, yargının talimat aldığını, o talimatın da Saray'dan geldiğini söylemiştik. Yargının her gün talimat aldığı, siyasetin sopası haline geldiği bir Türkiye'den söz ediyoruz." diye konuştu.

AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer ise partisinin yargının bağımsız ve tarafsızlığının önemine yürekten inandığını ve bunun hayata geçmesi için çalıştığını anlattı.

Başer'in konuşması sırasında tutuklu HDP milletvekillerine yönelik ifadeleri üzerine HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş sataşma nedeniyle kürsüye geldi.

Yargının siyasallaştığını savunan Beştaş'ın "Siz bu günlerde böyle rahat konuşuyorsunuz ama yarın, öbür gün sizler o cezaevlerine girdiğinizde emin olun adil yargılanmama konusundaki şikayetlerinizi şimdiden duyuyoruz." sözlerine, AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş tepki gösterdi.

Muş, "Cezaevine kimin girip girmeyeceğine Sayın Beştaş karar veremez. Yargı işini yapacak, yasama organı da işini yapacak. 'PKK sizi tükürüğüyle boğar'. Kimdi bunu diyen cengaver? 'Keleşleri size çevirmesini iyi biliriz.' Hangi keleşleri çeviriyorsunuz siz?" sözlerini sarf etti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da söz alarak siyasi partilerin parlamento çatısı altında birbirlerini terörle ilişkilendirmelerini doğru bulmadığını söyledi.

Genel Kurulda son olarak CHP Grubu'nun asker ölümlerinin araştırılmasına ilişkin araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi de görüşüldü.

CHP Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara, hiçbir ailenin, askere gönderdiği evladının şüpheli ölümlerini kabul edemeyeceğini belirterek, Milli Savunma Bakanlığı verilerine göre her yıl 60 askerin intihar ettiğini söyledi.

Kara, şüpheli ölümlerin artmasının, sadece halkın TSK'ya güvenini sarsmadığını, bununla birlikte "halkı askerlikten soğutma suçunun" işlenmesine de neden olduğunu savundu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, şüpheli asker ölümlerine ilişkin soruşturmaların kapatılmaması ve bunların gerçek nedenlerinin ortaya çıkartılması gerektiğini belirtti.

AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt, TSK'nın, insan hayatına büyük önem verdiğini ve yaşam hakkını ön planda tuttuğunu vurgulayarak, Mehmetçiklerin kışlaya adımlarını atmalarından itibaren hem fiziksel, hem psikolojik tarama yaptığını ifade etti.

Ölümle sonuçlanan olayların ise ilgili makamlarca soruşturulduğunu aktaran Beyazıt, terör örgütleriyle mücadele edilirken, bu önergenin zamanlamasını doğru bulmadığını dile getirdi.

Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından oylanan MHP, HDP ve CHP grup önerileri kabul edilmedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, aile bütünlüklerinin sağlanması istemiyle atama talebinde bulunan 100'e yakın sözleşmeli öğretmenin talebini yerin getireceklerini bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

Tasarıya ilişkin olarak partisince verilen değişiklik önergesi üzerine konuşan MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, anayasaya göre aile bütünlüğünün esas olduğunu belirterek, kamu kurumlarında mazeret kategorisinde, eş durumuna göre tayinlerin yapıldığını anımsattı.

Sözleşmeli öğretmenlerde, eşlerin bir araya gelememesi gibi bir durumla karşılaşıldığını aktaran Ersoy, bu sorunun çözülmesini beklediklerini söyledi.

Bunun üzerine söz alan Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"100'e yakın öğretmenimiz, sözleşmeli olmasına rağmen aile bütünlüğü dolayısıyla talepte bulundular. Biz bu hafta içerisinde 100'e yakın talebin hepsini yerine getirip aile bütünlüğünü sağlayacağız. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlikten dolayı aile bütünlüğü sağlanmıyor diye bir şey yok. Bunun istisnası, daha doğuda atamayı yapmak kaydıyla. Çünkü oradaki öğretmen doluluğuna dikkat ediyoruz."

İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı.

Kanuna göre, iş mahkemeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde, Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde kurulacak.

Bu mahkemelerin yargı çevresi, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenecek.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilecek. Bu daireler numaralandırılacak. HSK, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımını gerçekleştirecek.

İş mahkemesi kurulmayan yerlerde, bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi bakacak.

Kanunla, "dava şartı olarak arabuluculuk" kurumu ilk kez hukuka giriyor ve düzenlemede yer alan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu kılınıyor.

Kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi, işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulması dava şartı olarak aranacak. Arabulucuya başvurma zorunluluğu için alacak veya tazminat talebinin iş ilişkisinden kaynaklanması gerekecek.

İşçi kıdem, ihbar gibi tazminat ve fazla mesai, yıllık izin gibi ücret; işveren de alacak ve tazminat kalemleri için dava açmadan önce arabulucuya başvuracak.

İşçi veya işverenin iş ilişkisi kapsamında birbirlerine hakaret etmekten kaynaklanan ya da işçinin iş yerindeki işverene ait mal ve malzemelere zarar vermesinden doğan tazminat talepleri de dava açılmadan önce arabulucuya götürülecek.

Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine ekleyecek. Bu zorunluluğa uyulmazsa mahkeme davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulmasını, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderecek. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilecek.

Arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecek.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi, manevi tazminat davaları, bunlarla ilgili rücu davalarında, arabuluculuk şartı aranmayacak.

Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan, arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeleyecek, komisyon başkanlıklarına bildirecek.

Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderecek.

Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenecek. Taraflar, listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşırsa bu arabulucu görevlendirilecek.

Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamayacak. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilecek. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim edecek.

Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlayacak, dosyayı büroya iade edecek. Yetki itirazının reddi durumda aynı arabulucu yeniden görevlendirilecek. Yetki itirazının kabulünde ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilecek.

Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren 3 hafta içinde sonuçlandıracak. Bu süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilecek. Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya anlaşmaya varılamaması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirecek, son tutanağı düzenleyerek durumu derhal arabuluculuk bürosuna bildirecek.

Taraflardan biri, geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmazsa, arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacak. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyecek.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmadığı için sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda taraflar, yaptıkları yargılama giderlerini kendileri karşılayacak.Taraflar, arabuluculuk sonunda anlaşırsa arabuluculuk ücreti, belirtilen tarifeye göre, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacak.

İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, tarifenin ikinci kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilecek.

Arabuluculuk sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya 2 saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hallerinde, 2 saatlik ücret tutarı ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek. 2017 yılı Arabuluculuk Ücret Tarifesine göre bir saatlik ücret miktarı 120 lira olduğundan, bu rakam 240 liradan az olamayacak.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenler, arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılacak, iradeleri birbirine uygun olacak.

Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılırsa anlaşma uyarınca taraflarca ödenecek, anlaşmaya varılamazsa ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanacak.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zaman aşımı duracak, hak düşürücü süre işlemeyecek.

Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilecek. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilecek ve son tutanağı imzalayabilecek.

Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülecek.

Gazeteciler ve gemi adamları da açacakları bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı, tazminatı, işe iade davalarında, arabulucuya başvuracak.

Arabulucuya başvurulmuş olmasını bir dava şartı olarak öngören maddede hüküm bulunmayan hallerde, niteliğine uygun düştüğü ölçüde Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanacak.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.