TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda yapılan oylamada, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın milletvekilliği, "devamsızlık" gerekçesiyle düşürüldü.

11 Ocak 2018 Perşembe

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, tüm vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamında olduğunu belirterek, "Herkes bu şemsiyenin altındadır. Kanunumuza göre herhangi bir vatandaşımızın sağlık kapsamı dışında kalması mümkün değildir." dedi.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, KHK mağduru olan ailelerin hasta çocukları konusundaki konuşmada, yüzde 96 engelli raporu olan annesi KHK ile ihraç edilen, babası da tutuklu yargılanan 14 yaşındaki Berk Görmez'in, babasını göremeden, hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.

Şu anda 700 bebeğin cezaevinde bulunduğunu ve bunların birçoğunun da hasta olduğunu ileri süren Aslan, "Yeni Berkler ölmesin diye hükümetin, iktidarın buna çözüm bulma zorunluluğu vardır." diye konuştu.

Arslan'ın açıklaması üzerine söz alan Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, 2002'den sonra sağlık alanında güçlü reformlar yapıldığına, halkın bütünüyle sağlık sigortası kapsamına alındığına dikkati çekti.

Türkiye'de nüfusun tamamının genel sağlık sigortası kapsamında yer aldığını aktaran Demircan, "İster çalışan, ister çalışamayan olsun, ister cezaevinde mahkum veya tutuklu olsun, herkes sağlık sigortası kapsamındadır. Özellikle 18 yaşına kadar olan tüm çocuklar şartsız olarak sağlık yardımlarından da yararlanmaktadırlar." ifadelerini kullandı.

15 Temmuzdaki darbe girişiminin ardından, KHK ile görevinden uzaklaştırılan insanların sağlık hizmeti almalarına ilişkin bilgiler de veren Demircan, bunların bir kısmının sigortalı olarak çalıştığını, bir kısmının da kendi hesabına ticari faaliyet yürüttüklerini, bir kısmının da emekli olduğu için sosyal güvence kapsamı içerisinde bulunduğunu söyledi.

Dolayısıyla ihraç olanların önemli bir kısmının bir şekilde sosyal güvenlik, genel sağlık sigortası kapsamı içinde bulunduklarını aktaran Demircan, bunlardan herhangi bir işte çalışmayan kişilerin ise resen genel sağlık sigortası kapsamına alındıklarını dile getirdi.

Sağlık Bakanı Demircan, şöyle devam etti:

"Türkiye'de hiç kimse genel sağlık sigortası kapsamı dışında değildir. Herkes bu şemsiyenin altındadır. Kanunumuza göre herhangi bir vatandaşımızın sağlık kapsamı dışında kalması mümkün değildir. Ancak herhangi bir sigortası olmadığı için resen genel sağlık sigortası kapsamına alınanlardan, aylık 61 lirayı ödeme gücü olduğu halde primleri ödemeyenler, borcu olduğu için sağlık yardımlarından yararlanamamaktadır. Bu, acil sağlık hizmetlerini kapsamaz. Acil sağlık hizmetleri noktasında borcu olsa da olmasa da herhangi bir sosyal güvencesi ki herkesin var genel sağlık sigortası, ödemediği için bu sigorta kapsamına girmese de onların da sağlık hizmetleri acil kapsamında ödenir."

Demircan, cezaevlerinde KHK veya mahkumiyet nedeniyle tutuklu veya mahkumlar ile çocukların da aralarında bulunduğu yakınlarının, Genel Sağlık Sigortası kapsamında değerlendirildiklerini belirtti.

AK Parti iktidarları döneminde sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini vurgulayan Demircan, özellikle birinci basamak hizmetleri bütün vatandaşlara koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında ulaştırdıklarını söyledi.

Bakan Demircan, 2017'nin 11 ayı verilerine göre, muayene sayısının yaklaşık 215 milyon olarak gerçekleştirildiğini aktararak, son günlerde aşılarda alüminyum katkısı olduğu iddiasıya spekülasyon yapıldığını ve aşı yapılmasının önüne geçilmeye çalışıldığını da dile getirdi.

Türkiye'nin, dünya ölçeğinde bir aşı kampanyasını bugüne kadar başarıyla yürüttüğünü vurgulayan Demircan, Türkiye'de 17 yıldır çocuk felci görülmediğini, kızamık vakasının ise 2016'a 9'a düştüğünü aktararak, "Aşı olayı basit bir olay değildir. Aşı olayı sağlık açısından önemlidir." dedi.

Aşı konusundaki spekülasyonun, alüminyum üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Demircan, oysa bütün aşılarını yaptırmış bir insanın toplamda 4 miligram alüminyum ile karşı karşıya kaldığına dikkati çekti.

Sadece koruyucu hekimlik alanında değil tedavi edici hekimlik alanında da önemli gelişmelerin yaşandığını belirten Demircan, 15 yıl önce 850 civarında olan yoğun bakım yatak sayısının, 2016 yılında 16 binlerle ifade edildiğini aktardı.

Yüksek vasıflı tıbbi hizmet sunumu kapsamında 2017 yılında açılan merkezlere ilişkin bilgiler de veren Demircan, "Biz, sağlıktaki dönüşüm sürecini tamamladık, şimdi sağlıkta kaliteli gelişme ve sürdürülebilirlik sürecini gündeme getiriyoruz. Diğer taraftan Sağlık Bakanlığının yönetiminde çok başlılığı sonlandıran hamlemiz tamamlandı. Şimdi atamaları tamamladık. Bundan sonra sağlıktaki yeni dönemin yani yönetimdeki yeni dönemin verimliliğini inşallah hep birlikte yaşayacağız." diye konuştu.

Türkiye'nin, sağlık alanında kendisinde yardım isteyen başka ülkelere destek olduğunu belirten Demircan, "Türkiye, sağlık hizmetlerinde sadece kendi vatandaşlarına değil ihtiyaç sahibi olan ülkelerin de vatandaşlarına sağlık desteği sağlıyor. Aynı zamanda, Türkiye'nin sağlıkta yapmakta olduğu uygulamalarını izleyen, bizdeki oluşmuş olan bilgi birikiminden yararlanmak isteyen ülkelere de bu konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Bakan Demircan, "Elbette ki bizim elimizin uzanamayışından, ulaşamayışımızdan bir kişi de olsa hayatını kaybederse biz bundan vicdanen sorumluluk duyarız." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de sağlığın 80 milyonun ayrımsız istifade etmesi gereken hizmet alanı olduğunu vurgulayan Demircan, "Hiçbir şekilde kişinin konumu bizi sağlık hizmeti noktasında bağlamaz. Biz, sağlık hizmeti noktasında, kişi hangi konumda olursa olsun ona her türlü desteği yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Varsa eğer noksanımız bu konuda, dile getirilmesinden de asla gocunmayız ve biz bunları uyarı olarak alır, bunların gereğini yerine getiririz." diye konuştu.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Ergene Nehri'nin temizliği için 4 milyar lira harcanacağını belirterek, "Çalışmalar hızla devam ediyor. Neticede kesinlikle Ergene Nehri'ni kurtarıyoruz, kurtaracağız. Merak etmeyin, Haliç'i nasıl kurtarmışsak Ergene'yi de kurtarmak bizim vazifemizdir." dedi.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, Ergene Havzası Eylem Planı'na ilişkin konuşmasında, Ergene Nehri'nin kirliliğinin 1970'li yıllara kadar dayandığını anımsatarak, 2011 yılında başlatılan Ergene Havzası Eylem Planı'nın, dünyanın en büyük çevre projesi olduğunu dile getirdi.

Hükümetin çevre ile ilgili projeleri önemsediğini belirten Yel, bu projeye de 3 milyar 240 milyon lira kaynak aktarıldığını söyledi.

2019 yılı sonuna kadar bitirilmesi beklenen bu proje ile Ergene'de 22 çeşit balığın yeniden görüleceğini dile getiren Yel, "Oltalarınızı hazırlayın, inşallah Ergene'den yeniden balık tutmaya gideceğiz." diye konuştu.

Yel'in açıklamaları üzerine söz isteyen Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, Ergene Nehri'nin Türkiye'nin en kirli nehirlerinden biri olduğunu belirterek, bugüne kadarki çarpık sanayileşme sonucunda kirlenmenin meydana geldiğini söyledi.

Eroğlu, çöplerin toplanması ve bertaraf edilmesi ile atık arıtma tesisleri kurmanın belediyelerin, sanayinin atık sularının arıtılmasının ilgili sanayi kuruluşlarının, bunları denetleme ve gerekirse ceza kesmenin de hükümetin görevi olduğunu kaydetti.

Ergene Havzası Eylem Planı'nda 15 paketin bulunduğunu ve bunun dünyaya örnek bir çalışma olduğunu aktaran Eroğlu, bunun Orman ve Su İşleri Bakanlığının yanı sıra birtakım bakanlıklar ile bazı kamu kuruluşlarını da ilgilendirdiğini belirtti.

Derelerin yataklarının temizlenmesi işinin DSİ Genel Müdürlüğüne verildiğini söyleyen Eroğlu, belediyelerin ileri biyolojik arıtma tesisi yapmaları için kanun değişikliği yapıldığını, 13 şehrin bu alandaki tesislerinin hazırlandığını hatırlattı.

Sadece evsel atık suların değil sanayinin atık sularının arıtılması için de çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Eroğlu, bütün sanayi kuruluşlarıyla bir araya gelerek, müşterek ileri arıtma tesisleri kurulması yönünde projeler hazırladıklarını dile getirdi.

Bütün sanayi kuruluşlarına sayaç takma zorunluluğu getirdiklerini de hatırlatan Eroğlu, Ergene Havzasında erozyonla mücadele kapsamında ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını anlattı.

Eroğlu, Ergene'de ilk defa planlı döneme geçtiklerini, katı atık bertaraf tesisleri kurulması için plan ve projeler hazırlayarak, zaman zaman belediyelere maddi destek de verdiklerini söyledi.

Zirai mücadelede yanlış kullanılan ilaç ve gübreler nedeniyle de kirlilik yaşandığını ifade eden Eroğlu, Ergene nehrindeki su kalitesini gerçek zamanlı olarak bakanlıktaki makamından izleyebildiğini de aktardı.

Eroğlu, taşkın için erken uyarı sistemi kurduklarını ve yer altı suyunun kontrolü için çalışmalar yaptıklarını, Trakya Gelişim Projesi çerçevesinde de modern sulama tekniklerini yaşama geçirdiklerini ifade etti.

Bakan Eroğlu, Ergene Havzası Eylem Planı kapsamında, 355 kilometre uzunluğunda dere yatağının temizlendiği, 13 atık su ileri biyolojik arıtma tesisinin yapıldığını, kolektör hatlarının tamamlandığını, ıslah organize sanayi bölgelerinin kurulduğunu aktardı.

Nehir suyundaki renk ve tuzluluk problemini giderme maliyetinin çok fazla olduğunu belirten Eroğlu, bu nedenle bu suyun uzun bir deniz deşarj hattı ile Marmara Denizinde dip akıntıya verilmesinin öngörüldüğünü dile getirdi.

Bakan Eroğlu, "Ergene nehrinin temizliği için, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 3,2 milyar lira, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da 800 milyon lira olmak üzere takriben 4 milyar lira harcanacak." diye konuştu.

Arıtma tesislerinin bitmek üzere olduğunu dile getiren Eroğlu, bugüne kadarki çalışmalar neticesinde Ergene Nehri'nde kirlilik parametrelerinden biri olan kimyasal oksijen ihtiyacı parametresinin 800 miligram/litre iken şu anda 200-250 miligram/litreye düştüğüne dikkati çekti.

Eroğlu, "Çalışmalar hızla devam ediyor. Neticede kesinlikle Ergene Nehri'ni kurtarıyoruz, kurtaracağız. Merak etmeyin, Haliç'i nasıl kurtarmışsak Ergene'yi de kurtarmak bizim vazifemizdir." açıklamasında bulundu.

TBMM Genel Kurulunda söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Suriye'de Türkiye'nin güney sınırı boyunca ABD destekli bir terör koridoru kurulması yönünde gelişmeler yaşandığını ileri süren Akçay, DEAŞ terörü ile mücadele adı altında YPG'li teröristlere silah yardımı yapıldığına işaret etti.

Akçay, "Türkiye'nin, sınırımızın öte yakasında bir PKK koridoru kurulmasına göz yumması beklenemez. Suriye'de, Fırat'ın doğusundaki bu gelişmeleri sonuçsuz bırakacak her türlü adım atılmalıdır." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da partisinin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yarın duruşması olduğunu hatırlatarak, "Yarın 435 gün sonra Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş duruşmaya getirilecek. Her zaman yaratılan o tuhaf gerekçelerle karşılaşmayacağımızı ve duruşmaya getirileceğini umuyoruz. Ve ısrar ediyoruz; yüz yüze olmadan duruşma olmaz, öznesi olmadan yargılama olmaz." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanlığı sözleşmeli bilişim personeli alımına ilişkin ilanını Genel Kurula göstererek, bu yolla 22 personel alımının planlandığını, ücretlerin ise 15 bin ile 20 bin lira arasında değiştiğini belirtti.

Başvuru belgelerine ilişkin bölümde adaylardan KPSS belgesi istendiğini ancak "KPSS puanı olmayan veya belge ibraz etmeyen adayın KPSS puanı, 70 kabul edilecektir" ifadesinin de yer aldığını aktaran Özel, bu durumu eleştirdi.

KPSS sınavına girenler ile girmediği halde puanı 70 olarak kabul edilecekler arasında ciddi bir haksızlık söz konusu olduğunu savunan Özel, "Bu hangi vicdana, mantığa, insafa sığıyor? Buna Meclis Başkanlığı nasıl bir açıklama yapacak merakla bekliyoruz." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise nitelikli insanların alımı konusunda Meclis Başkanlığının gerekli ihtimamı göstereceğinden emin olduklarını vurgulayarak, "Meclise alınacak insanların mutlaka buradaki işleri yetkinlikle yapacak kişiler olması gerekir. Bu konuda ortak duyarlılığı ifade etmek isterim." diye konuştu.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, OHAL'in anayasal bir kurum olduğunu belirterek, "Hiçbir vicdan sahibi insan 15 Temmuz ve sonrasındaki sürecin olağan bir yöntem ile bitirilmesini, tasfiye edilmesini düşünemez." dedi.

Genel Kurulda, MHP'nin, Türkiye'nin ihracatında önemli bir yeri olan Dahilde İşleme Rejimi'ne ilişkin sorunlar, HDP'nin, yürütme tarafından çıkarılar KHK'ların OHAL ile ilişkisi ve CHP'nin KHK ile yapılan taşeron düzenlemesi konularına ilişkin araştırma önergelerinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin grup önerileri görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerine söz alan MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, dış ticaretin çözüm bekleyen önemli sorunlarından birinin Dahilde İşleme Rejimi olduğunu söyledi.

Bunun yıllar içinde irrasyonel ve yanlış kullanım nedeniyle yerli üretimin ipini çeker hale geldiğini savunan Ayhan, bunun dışa bağımlılığı artırdığını ileri sürdü.

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Dahilde İşleme Rejimi'nin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ederek, bu konuda yeni bir düzenleme ve açılıma ihtiyacın olduğunu dile getirdi.

AK Parti Ordu Milletvekili Ergün Taşcı, Dahilde İşleme Rejimi'nin ekonomik ve etkin bir uygulama olduğunu kaydetti.

Partisinin grup önerisi üzerine konuşan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, OHAL'in, bir anayasal kurum olduğunu ancak şu anda Türkiye'yi anayasasız bir hale getirdiğini iddia etti.

KHK'lar ile de hayatın her alanında düzenlemeler yapıldığını anlatan Beştaş, bunlara karşı yargı yolunun da kapatıldığını savundu.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, OHAL kapsamındaki KHK'ların mutlaka Mecliste görüşülmesi gerektiğine dikkati çekerek, anayasaya aykırı davranıldığını öne sürdü.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, OHAL'in anayasal bir kurum olduğunu anımsatarak, "Hiçbir vicdan sahibi insan 15 Temmuz ve sonrasındaki sürecin olağan bir yöntem ile bitirilmesini, tasfiye edilmesini düşünemez." ifadesini kullandı.

Partisinin grup önerisi üzerine konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, taşeronun, Türkiye'nin yıllardır süre gelen bir sorunu olduğunu vurgulayarak, KHK ile yapılan düzenlemenin ise sorunu çözmek yerine daha da karmaşık hale getirdiğini savundu.

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu da taşeron işçilere ayrım gözetilmeden kadro verilmesini beklediklerini söyledi.

HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman ise KHK ile taşeron işçilerin daha da mağdur edildiklerini ileri sürdü.

AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu, düzenleme ile taşeron işçilerin sürekli kadroya geçtiğini hatırlatarak, toplam 1 milyon 20 bin kişinin bundan faydalandığına dikkati çekti.

Önergelerin gündeme alınması önerileri kabul edilmedi.

Öte yandan, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in, Meclise bilişim personeli alımına ilişkin ilanla ilgili olarak sözlerine cevaben yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Başvuru esnasında KPSS puanlarının 70 olarak kabul edilmesi Maliye Bakanlığının kamu kurum ve kuruluşlarının bilişim personeli alımıyla ilgili 31 Aralık 2008 tarihli ve 27097 sayılı Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 2. fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki 22 sözleşmeli bilişim personeli alımı için yapılan ilana 32 kişi başvurmuştur. Başvuru şartları arasında birçok uluslararası uzmanlık sertifikası istendiği için bazı pozisyonlara hiç başvuru gelmemiştir."

TBMM Genel Kurulunda yapılan oylamada, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın milletvekilliği, "devamsızlık" gerekçesiyle düşürüldü.

Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Genel Kurula, HDP'li Zana'nın birinci yasama yılı ile ikinci yasama yılı 1 Ekim 2016 ile 30 Nisan 2017 tarihleri arasında Anayasa'nın 81. maddesine uygun biçimde ant içmeden aralıksız olarak Genel Kurulun 212 birleşimine katılmamasına bağlı devamsızlığı nedeniyle Anayasa'nın 84. ve İçtüzüğün 138. maddeleri uyarınca gerekli değerlendirmenin yapılması için Başkanlık Divanı'nın kararı ve TBMM Başkanlığı tezkeresi ile Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon raporunun oylamasının yapılacağını duyurdu.

Ardından açık oylamanın şekli; elektronik oylama cihazıyla yapılması yönünde Genel Kurulun onayına sunularak, kabul edildi.

Zana'nın birinci yasama yılı ile ikinci yasama yılı 1 Ekim 2016 ile 30 Nisan 2017 tarihleri arasında 212 birleşime katılmaması nedeniyle milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili oylama yapıldı.

Leyla Zana'nın milletvekilliği, TBMM İçtüzüğü gereği üye tamsayısının salt çoğunluğu olan 276'nın üzerinde oyla düşürüldü.

Genel Kuruldaki oylamaya 324 milletvekili katıldı. Oylamada 302 kabul, 22 ret oyu verildi.

Oylamanın ardından TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Zana'nın milletvekilliğinin düşürüldüğünü açıkladı.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Leyla Zana'nın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin, "Leyla Zana öyle kabul-ret oylarına sığacak bir şahsiyet değildir. O sonsuza kadar Türkiye'de vekildir." dedi.

Kerestecioğlu, TBMM Genel Kurulunda, Zana'nın milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili söz aldı.

Gruplarının gergin bir dönem geçirdiğini belirten Kerestecioğlu, "Bu Meclis'te altıncı kez milletvekilliği düşürülüyor. Zana öyle kabul-ret oylarına sığacak bir şahsiyet değildir. O sonsuza kadar Türkiye'de vekildir. Dört yıl sonra yine onun vekilliğini düşürmek AKP iktidarına ve sizlere nasip olmuştur. Bu gerçekten Meclis adına utanç verici bir durumdur." diye konuştu.

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da AK Parti sıralarının Zana'nın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin oylama öncesi uzun süredir şahit olmadıkları kadar yoğun bir kalabalıkla dolduğunu ifade ederek, alınan kararın, tarihi bir utancın tekrarından çok daha fazla anlamlar taşıdığını söyledi.

Zana'ya geçmişte de bu Meclis'te tarihi bir ayıp yapıldığını savunan Sancar, "Leyla Zana'nın vekilliği buradaki oylarla düşemez. Leyla Zana bu ülkede barışın, onurlu yaşamın, kimliğine ve kişiliğine sahip çıkma iradesinin sembolüdür." değerlendirmesinde bulundu.

Kararın bir utanç vesilesi olduğunu, iktidarı bu utançla baş başa bırakacaklarını ifade eden Sancar, HDP olarak birleşimin bundan sonraki kısmına katılmayacaklarını bildirdi.

Sancar'ın konuşmasının ardından HDP milletvekilleri toplu olarak Genel Kurul salonundan ayrıldı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise yerinden söz alarak, yapılan oylamanının Karma Komisyonunun Genel Kurula gönderdiği bir raporun değerlendirmesi olduğunu belirterek, Zana'nın anayasaya uygun şekilde yemin etmediğini, 212 birleşim Genel Kurul çalışmalarına katılmadığını belirtti.

Muş, "Dolayısıyla 'eskinin kötülüklerini, yanlışlıklarını geçtiniz. Bu madalyayı boynunuza takabilirsiniz' gibi ifadeleri reddediyoruz. Bu ifadeleri kullananlar, kendilerine milletin hangi madalyayı uygun gördüğünü çok iyi biliyorlar. O madalyayı takıp gezebilirler. AK Parti reformist bir partidir, özgürlükleri genişleten, demokrasinin güçlenmesi için mücadele eden bir partidir. Bu özelliklerini hiçbir zaman kaybetmemiş ve kaybetmeyecek bir partidir. Partimize yönelik ortaya atılan ithamların tamamını reddediyoruz." ifadelerini kullandı.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.