TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

12 Nisan 2018 Perşembe

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türk milletinin mali ve ekonomik bir savaş ile karşı karşıya olduğunu belirterek, "Türkiye, ekonomik gözdağlarıyla susturulmak ve sindirilmek istenmektedir." dedi.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin konuşmasında, cezaevlerinde yaşanan sorunlara sessiz kalınmamasını istedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de eğitimde eşitsizlik ve niteliksizleştirme hakkındaki konuşmasında, ortaöğretime geçişte yeni sistemin önceki gün açıklandığını anımsatarak, AK Parti iktidarı döneminde 6 kez sistemin değiştiğini söyledi. Dünyada ilk defa temel eğitimden sorumlu bir bakanlığın kendisine bağlı okulları nitelikli ve niteliksiz olarak ayırdığını öne süren Çakırözer, öğrencilere dayatma yapıldığını savundu.

AK Parti Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan ise "Yörük kültürü ve Yörükler" konulu konuşmasında, kürsüye Yörük şalı ile çıktı.

Başkanvekili Bahçekapılı, bir süre böyle konuşan Tezcan'ın, üzerindeki şalı çıkararak konuşmasına devam etmesini istedi. Konuşmasının devamında şalı çıkaran Tezcan, Yörük kültürünün barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik olduğuna dikkati çekti.

Ayşe Nur Bahçekapılı, İçtüzüğe, teamüllere göre davrandıklarını ve Başkanlık Divanı olarak aldıkları kararlar ve ilkeler doğrultusunda Genel Kurulu yönettiklerini anımsattı. Bu kurallar doğrultusunda Tezcan'a hatırlatmada bulunduğunu belirten Bahçekapılı, "Elbette ki hepimizin Yörük kültürüne saygısı sonsuzdur. Kürsüden, Divan arkadaşlarımla birlikte Yörük halkına sevgi ve selamlarımızı sunuyoruz." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye'ye yönelik kuşatma hamlelerinin ekonomi alanında da devam ettiğini vurgulayarak, Türk milletinin mali ve ekonomik bir savaş ile karşı karşıya olduğunu belirtti. "Türkiye, ekonomik gözdağlarıyla susturulmak ve sindirilmek istenmektedir." ifadesini kullanan Akçay, ekonomi yönetimine çeki düzen verilmesine ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

FETÖ ile mücadeleyi sekteye uğratmaya yönelik adımları dikkatle takip ettiklerini dile getiren Akçay, FETÖ'nün kripto damarının faal olduğuna dikkati çekti.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Diyarbakır'daki Kürtçe yön ve adres tabelalarının, Büyükşehir Belediyesince kaldırılmasını eleştirdi. Akaryakıt zamlarının devam ettiğini belirten Beştaş, "Madem ekonomi kötüye gitmiyor, bu zamlar neyin nesidir?" diye sordu.

CHP Grubu adına yerinden söz alan Balıkesir Milletvekili Namık Havutça da Suriye halkı üzerinden dünya barışının ağır bir tehdit altında olduğunu vurgulayarak, "akıllı füze" yerine "akıllı barışın" gündeme getirilmesini istedi. Öte yandan Havutça, emeklilikte yaşa takılanların sorunlarına da çözüm getirilmesini talep etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, tüm halkın ve Müslümanların Miraç Kandilini kutladıklarını belirtti.

Suriye'de insanlık dramı yaşandığına işaret eden Bostancı, Türkiye'nin bu acıyı en yakından yaşayan ülke olduğunu, Duma'daki kimyasal saldırının faillerinin cezalandırılmasını istedi.

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, hekimini korumayan bir sağlık sisteminin çökmeye mahkum olduğunu ifade etti.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin "sağlık çalışanlarının" sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.

Öneri üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, son 3 yılda 431 sağlık çalışanının yaşamına son verdiğini belirtti. Gerçek rakamı bilemediklerini çünkü Sağlık Bakanlığının bu kayıtları tutmadığını söylediğini aktaran İlgezdi, Tıp Fakültesi öğrencileri arasında antidepresan kullanımının arttığını öne sürdü.

Performans ve iş yükü baskısı nedeniyle doktorların "Tükenmişlik sendromu" yaşadığın savunan İlgezdi, "Doktorlar, yüzlerce hastaya bakarken bir yandan da Tıpta Uzmanlık Sınavına hazırlanıyorlar. Onları ailelerinden, sevdiklerinden ve hayattan koparıyorsunuz ve bu sonu hazırlıyorsunuz." diye konuştu.

Binlerce doktorun, süren soruşturmalar nedeniyle mesleğe başlayamadığını; atanamayan doktorlarda intihar eğiliminin arttığını belirten İlgezdi, "Hekimini korumayan bir sağlık sistemi çökmeye mahkumdur." ifadesini kullandı.

MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul, sağlık çalışanlarının güvenlik kaygısı içinde olmasının, verimli bir çalışma ortamının kurulmasını imkansız hale getirdiğini bildirdi.

Bu nedenle sağlıkta şiddet yasasının Mecliste görüşülmesi gerektiğini aktaran Yurdakul, Mecliste bu konuyla ilgili bir araştırma komisyonunun kurulmasını istedi. Yurdakul, sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

AK Parti Uşak Milletvekil Alim Tunç, "Doğrudur, bugün sağlık çalışanlarına fazla yük binmiştir. Daha fazla çalışmak durumundalar. Bununla ilgili hükümet tarafından gerekli önlemler alınmaktadır." dedi.

Sağlık alanında memnuniyetin çok yükseldiğini belirten Tunç, "Sağlık çalışanlarına yıpranma ve döner sermaye payı verilmesiyle ilgili kanun bir an önce çıkarılmalıdır." ifadesini kullandı.

CHP'nin önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan HDP'nin "Şehir hastaneleri"yle ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi de kabul edilmedi.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki koruma hizmetleri, hizmet alanların isteğine bağlı alınacak.

Kendi koruma önlemlerini alan kamu kuruluşları ile gerçek veya tüzel kişilere ait tarımsal işletmelerden, koruma ücreti alınmayacak, koruma sandığından tazminat ödenmeyecek.

DSİ baraj, gölet ve kanal gibi su yüzeyleri ile rezervuar alanında azami su kotu ile işletme kotu arasında kalan yerlerde güneş enerjisi sistemlerinin kurulmasına yönelik uygun talepleri bedeli karşılığında kiralayabilecek.

DSİ Genel Müdürlüğü su tahsislerini yapacak, ayrıca arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütecek.

DSİ bünyesinde "Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri", " Arazi Toplulaştırması Etüt ve Projelendirme" ,"Değerlendirme ve Destekleme" daire başkanlıkları oluşturulacak. Genel müdür yardımcısı sayısı 4'ten 5'e çıkacak.

DSİ'nin gerçekleştirdiği arazi toplulaştırması işlemleri için yapılan harcamalar ile baraj, gölet gibi depolama tesislerinin sulama amacına ilişkin yatırım bedeli ve sulama tesislerinin yatırım bedeli amortismana tabi olmayacak. Yeraltı suyu sulama kooperatiflerinden, sulama tesisinin mülkiyetinin devrinden vazgeçenlerden tesis bedeli alınmayacak.

DSİ Genel Müdürlüğü, yargı harçları dahil her türlü harçtan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden, damga ve gelir vergisinden muaf olacak.

İlgili kanunların verdiği yetkiye istinaden su kaynaklarının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca tahsisi, kiralanması, ruhsatlandırılması gibi işlemlerde DSİ'nin görüşü alınacak. Bu durumda, DSİ tarafından ayrıca tahsis yapılmayacak.

Yatırım programında yer alan ve Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilen DSİ projeleri içerisinde kalan yerlerde maden arama veya işletme ruhsatı verilmeden önce DSİ'nin uygun görüşü alınacak.

Tasarıyla arazi toplulaştırılması yapılacak. Arazilerin doğal ve suni etkilerle bozulmasının, parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise doğal özellikleri, kullanım bütünlüğü, mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması amacıyla arazi toplulaştırması yapılacak.

Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar, DSİ'nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırabilecek ve tarla içi geliştirme yapabilecek.

Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi olmayacak.

Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.

DSİ veya proje idaresi, gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilecek veya kamulaştırabilecek.

Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden satılacak.

DSİ sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin verecek, denetleyecek.

DSİ'nin, finansal ve mali yapısı sürdürülemez olan sulama tesislerini işleten kooperatifler ile yaptığı devir sözleşmeleri, DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanının onayıyla feshedilecek.

Sulama tesislerinden izinsiz su kullananlara, işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.

Sulama tesislerini devralan idareler, bu tesislerin inşa amaçlarına uygun olarak işletme, bakım ve onarım hizmetlerini yapmakla, bu tesislerin proje alanında DSİ tarafından gerekli görülen sulama ve drenaj amaçlı ilave yapıları projelendirip inşa etmekle, tesislerin rehabilitasyonunu sağlamakla, sulama tesisinden faydalananlardan alınacak su kullanım hizmet bedelini belirlemekle görevli olacak.

Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işlettirilebilecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ait arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleriyle ilgili araç gereçler, sözleşmeler, davalar, makine ve teçhizat DSİ'ye devredilecek. DSİ, bakanlıkça işlemleri devam eden arazi toplulaştırması işleri ve tarla içi geliştirme hizmetlerine son verebilecek.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilememiş baraj ve gölet gibi depolama tesislerinin sulama amacına ilişkin yatırım bedeli ve sulama tesislerinin yatırım bedellerinin tahsilinden ve takip işlemlerinden vazgeçilecek.

Sulama tesisi mülkiyetinin devrinden feragat eden yeraltı suyu sulama kooperatifleri, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce inşa edilen tesis bedelini ödemeyecek. Bu alacaklardan tahsil edilenler iade edilmeyecek.

Orman Genel Müdürlüğü, devlet ormanlarında arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına, bu alanların kullanımına, tarihi eserlerin restorasyonu, korunması için gerekli tesislere, odun kömürü, terebentin, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına, balık üretmek üzere tesis kurulmasına, göl, baraj, deniz yüzeyinde yapılan balık üretimi için karada yapılması mecburi tesislere ve yer altında depolama alanı kurulmasına bedeli karşılığı, 29 yıla kadar izin verebilecek.

Bu süre sonunda her türlü bina ve tesis, bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğü tasarrufuna geçecek. Bu bina ve tesisler, Orman Genel Müdürlüğü ihtiyaçları için kullanılabilecek veya kiraya verilecek.

Genel bütçe kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarına bu madde kapsamında verilen izinlerden bedel alınmayacak. Ancak bedelsiz izne konu tesisler de dahil olmak üzere tesislerin izin sahibince üçüncü kişilere kiralanması halinde orman sayılan alana isabet eden kira bedelinin yüzde 50'si, her yıl Orman Genel Müdürlüğü bütçesine izin sahibi tarafından yatırılacak.

Devlet ormanlarından elde edilen dikili ağaç da dahil orman ürünlerinin piyasa satışlarında açık artırma esas olacak. Amenajman plan verilerine uygun olarak dikili ağaç da dahil orman ürünleri satışları, 5 yıllık süreleri geçmemek üzere yapılabilecek.

Devlet ormanlarında yaptırılan ağaçlandırma, bakım, imar, kesme, toplama, taşıma, imal gibi orman işleri, iş yerinin ve iş yerinde çalışacakların hangi mülki hudut ve orman teşkilatı hudutları içinde kaldığına bakılmaksızın, öncelikle iş yerinde veya civarındaki orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine ve iş yerindeki köylülere veya iş yeri civarındaki orman işlerinde çalışan köylülere yaptırılacak.

Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapacak veya yaptıracak.

Orman sayılan alanlar dışındaki yangınlarda ormana sirayet etme riski bulunan kırsal alan yangınlarının söndürülmesine imkanlar ölçüsünde katkı sağlanacak.

Orman yangınlarıyla mücadelede gönüllülerden de faydalanılacak.

Gönüllülerin yangına ulaşım ile yangın söndürmeye yarayacak aletleri ve giyecekleri, devlet ormanlarında orman idaresi, diğer ormanlarda sahipleri tarafından karşılanacak.

Yangına katılan personel ve gönüllülerin iaşe giderleri, yangın söndürme faaliyetleri süresince orman idaresi tarafından sağlanacak.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Hükümetimiz döneminde bir metrekare dahi hiçbir şekilde peşkeş çekilmemiştir ve hatta orman alanları, 1,5 milyon hektar artmıştır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünün maddeleri üzerinde görüşülüyor.

Tasarıda yer verilen, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerlerle, yürürlük tarihinde üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlardan Bakanlar Kurulunca belirlenen alanların, orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilmesini öngören düzenleme, muhalefet milletvekillerince eleştirildi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, anayasanın 169. ve 170. maddelerine aykırı bir düzenleme getirildiğini ileri sürerek dünyada bilim ve fen açısından "Orman niteliğini yitirmiştir." diye bir kavramın bulunmadığını söyledi.

Sarıbal, "Her zaman olduğu gibi, AKP yine bu gökyüzü altında kendi modelini yaratmaya çalışıyor, bilimle, akılla, mantıkla alay ediyor. Böyle bir tanımlama dünya literatüründe yok, olması da mümkün değil." diye konuştu.

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek ise söz konusu düzenlemenin, bütün milletvekillerinin desteğiyle tasarıdan çıkarılmasını isteyerek, bu alanları belirleme yetkisinin, Bakanlar Kurulu yerine Mecliste olması gerektiğini dile getirdi.

Şimşek, "Gelin, suni gündemlerle uğraşmayın, orman arazisine göz dikmeyin, vatandaşın sorununu çözmekle uğraşalım." ifadesini kullandı.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da düzenlemeye ilişkin eleştirilerde bulunarak, "Bu, ormanların idam fermanıdır, ormanların köküne kibrit suyu dökmektir. Bir Orman Bakanı veya orman bürokratı bilimsel olarak hiçbir şekilde 'Bir yerde orman yetişir' diyemez." değerlendirmesinde bulundu.

Eleştirilere cevap vermek üzere yerinden söz alan Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, düzenlemedeki, "bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen" tarifini, tamamen anayasanın 169. maddesinden aldıklarına dikkati çekti.

Anayasada "Orman alanları dağıtılamaz" şeklinde hüküm bulunduğunu hatırlatan Eroğlu, "Buradaki arazileri şahıslara vermiyoruz, Milli Emlaka devrediyoruz ama onun karşılığında en az 2 katı kadar yer alıyoruz ve bunu ağaçlandırmak suretiyle ormana dahil ediyoruz." dedi.

Bakan Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Hükümetimiz döneminde bir metrekare dahi hiçbir şekilde peşkeş çekilmemiştir ve hatta orman alanları, hükümetimiz döneminde 1,5 milyon hektar, yani 15 milyon dekar artmıştır. Eskiden ormanların tapusu dahi yoktu, şimdi artık ormanların yüzde 90'ının tapusu var. Tapusu olan bir yeri hiç kimse işgal edemez, asla işgal ettirmiyoruz.

Buradaki husus şu, birtakım problemler var. Esasen teklifler geldi, denildi ki mesela bir yerleşim yerinde sokağın bir tarafı, 31 Aralık 1981 tarihinden önce yapılaşmış, o 2/B kapsamında orası vatandaşlara satılmış ama sokağın öbür tarafı belki altı ay sonra işgal olmuş, burada yerleşim yerleri var, su verilmiş, elektrik verilmiş, binalar kurulmuş fakat burasıyla alakalı bir işlem yapılamıyor, orman vasfı da yok, tamamen şehirleşmiş, hatta beldeler kurulmuş bu maksatla. Hükümet hatta bazı kişileri oraya yerleştirmiş, 60-70 senedir oradalar. Bunları tabii ki çözmek gerekir. Bunun çözüm yolu budur. Biz diyoruz ki bu alanları Milli Emlaka devredelim, onlar da bunun karşılığında bize en az 2 katı kadar alan versin. Böylece orman alanı daralmasın."

Ormanlık alanlar, taşlık kayalık da olsa buralara girilmediğine, girilmesinin de mümkün olmadığına işaret eden Bakan Eroğlu, bu konuda çok hassas olduklarını dile getirdi.

Veysel Eroğlu, "Şehirler mümbit tarım arazilerine kayıyor. Halbuki orada altyapı problemi var, deprem riski var, pek çok riskler var. Mümbit zirai araziler elden çıkıyor. Dolayısıyla biz diyoruz ki bu şekilde, hakikaten bilim ve fen bakımından orman vasfını kaybetmiş olan alanları Milli Emlaka verelim. Hem depreme dayanıklı hem tarım arazilerini kurtaracak, aynı zamanda büyük bir fayda sağlıyor." ifadesini kullandı.

Buna Bakanlar Kurulunun karar vereceğini belirten Eroğlu, "Bunun koordinatları belirlenecek. Ona göre herkese açık, şeffaf bir şekilde yapılacak. Bunun sözünü veriyoruz. Burada bir rant söz konusu değildir." dedi.

Eroğlu, yapılan bu düzenlemeyle 60-70 yıllık problemlerin çözümünün sağlanacağını, böylece hem devletin hem orman teşkilatının hem de milletin kazanacağını söyledi.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünde yer alan 2 madde ile bunlara bağlı üç ek madde kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, orman kadastrosu yapılmayan veya orman kadastrosu yapılmış olup da orman sınırları dışında kalan yerlerde bulunan, gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri adına tapuda tescilli olduğu halde, ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları sırasında kamulaştırılmaksızın orman idaresince 31 Aralık 2017 tarihinden önce ağaçlandırılmış olan taşınmazlardan, orman olarak kullanılmasında yarar görülen taşınmazlara karşılık; aynı bölgede bulunan 2/B taşınmazlarından, bunun mümkün olmaması halinde diğer hazine taşınmazlarından eşdeğer taşınmaz verilebilecek.

Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülemeyen yerlerle, yürürlük tarihinde üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlardan Bakanlar Kurulunca belirlenen alanlar, orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilecek.

Orman sınırları dışına çıkartılan alanın iki katından az olmamak üzere, devletin hüküm ve tasarrufu altında ya da Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar, Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis edilecek.

Tasarının 20. maddesinin görüşmelerinde verilen aranın ardından hükümet ve komisyonun yerine oturmaması üzerine, TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün, birleşimi, 17 Nisan Salı saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.